Takip Edin  facebook twitter youtube

 



İnce Bağırsak Kanseri

İNCE BAĞIRSAK TÜMÖRLERİ

 İnce bağırsaklar sindirim kanalının büyük bir bölümünü kapladığı halde tümör – kanser gelişimi ender olarak görülür. Tüm sindirim kanalı kanserlerinin %1-3 kadarı ince bağırsaklarda oluşur. Kabaca önemini oran vermek gerekirse kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) 30 kat daha sık gözlenmektedir.

En sık görülen ince bağırsak tümörleri adenokarsinom, karsinoid, gastrointestinal stromal tümör (GİST) ve lenfomadır.

İNCE BAĞIRSAK KANSERİ – ADENOKARSİNOM

Çok yavaş ve sinsi ilerler. İnce bağırsak içeriği sıvı olduğu için hastalarda şikayetlerin ortaya çıkması geç dönemde olmaktadır. Genellikle yemek sonrasında ortaya çıkan karın ağrısı ile birlikte bulantı ve kusmaya neden olur. Tümörün büyümesi ile bağırsakta darlık, bağırsakta tıkanık gelişebilir. Bu durumda hastada karın ağrısı, gaz ve dışkı çıkaramama, karında şişkinlik, bulantı ve kusma gibi bağırsak tıkanıklığı bulguları gözlenir. Yine sinsi ve yavaş büyüyen bir kanser olduğu için hastalıkta geçen zaman içinde gözle görünmeyen gizli kan kaybına bağlı demir eksikliği anemisi yani kansızlık meydana gelir. Düzenli olarak beslenme bozukluğu sıklıkla bu şikayetlere eşlik eder ve hastalarda hızlı kilo kaybı görülmektedir.

İnce bağırsak kanserleri ince bağırsağın farklı bölümlerinde görülebilir. En sık on iki parmak bağırsağı (duodenum), jejeunum ve ileumda yerleşir.

Tanı için dikkatli bir muayene, endoskopik ve radyolojik görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç vardır.

Endoskopik yöntemler:

Gastroskopi, enteroskopi, ve çift balonlu enteroskopi tanı için çok değerlidir. Tümörün yerini belirlemede ve doku parçası alarak patolojik tanı koymak için sıklıkla tercih edilien yöntemlerdir.

Görüntüleme yöntemleri (Radyolojik yöntemler)

İnce bağırsağın renkli filmi (pasaj grafisi – Enteroklizis), enterografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans enterografi gibi görüntüleme yöntemleri tanı için değerlidir.

Kapsül endoskopisi:

Hastaya bir kapsül yutturularak sinirim kanalı değerlendirilir. Kapsül ince bağırsaklardan geçerken çok sayıda film alınarak tanı konulabilir.

Diğer yöntemler:

Buna ek olarak sintigrafi, pozitron emisyon tomografisi (PET CT), anjiografi gibi yöntemlerden de yararlanılabilinir.

İnce bağırsakta görülen kanser (adenokanser) sıklıkla on iki parmak bağırsağı denilen duodenum bölgesinde yerleşebilir. Daha az sıklıkta ince bağırsağın jejenum ve ileum bölgelerinde de kanser gelişebilir.

İnce bağırsak adenokanserleri bazı ailesel kalıtım yolu ile geçen hastalıkların zemininde gelişebileceği gibi (ailevi polipozis sendromlarında – FAP - Gardner sendromu, Peutz-Jeghers sendromu vb.) ince bağırsakların iltihabi hastalığı olan Crohn hastalığı zemininde de gelişebilir.

İnce barsak adenokanserleri genelde duvar içinde yayılarak çepeçevre bağırsağı tıkayabilirler (bağırsakta tıkanıklık). Buna ek bağırsakta kitle yaparak bası oluşturabilirler.

İnce bağırsak kanserleri malesef hızlı yayılım gösterebilirler. Kısa zamanda çevredeki lenf bezlerine ve karaciğere yayılabilirler. Bazende karın içini kaplayan zarı –peritonu tutabilirler. Karın zarı içindeki yayılımı peritoneyal karsinomatoza neden olabilir.

İnce bağırsak kanserindeki belirti ve bulgular nelerdir?

Hastada gizli kan kaybı nedeni ile demir eksikliği anemisi – kansızlık ortaya çıkabilir. Genelde kanserlerin yerleştiği yere göre karın ağrısı, bulantı, kusma ve sarılık görülebilir. Buna ek olarak tıkanıklığa bağlı olarak bağırsak seslerinde artış, karında şişkinlik (distansiyon), kilo kaybı ve tekrarlayan bağırsak tıkanıklık (ileus / subileus) atakları görülebilir.

Sinsi bir hastalıktır. Şikayetlerin ortaya çıkması ile tanı koyulması arasında ortalama geçen süre 3-16 ay arasında değişebilir. Bazı hastalarda daha önce hiçbir şikayet olmadan aniden ortaya çıkan bir bağırsak tıkanıklığa tablosu ile hastaneye müracaat edebilir.

İnce bağırsak kanserinde (adenokanser) tedavi

İnce barsak adenokanserlerinin tedavisi tümörün ameliyat ile (cerrahi olarak) çıkarılmasıdır. Kanserli bağırsak bölgesi ile birlikte etraftaki lenf bezlerinin de temiz (sağlam) cerrahi sınırla çıkarılması gerekir. Daha sonra bağırsak devamlılığı sağlanarak hasta eskiden olduğu gibi yeme ve içmesine devam edebilir.

Çıkarılan parçanın patolojik – mikroskobik değerlendirilmesi sonucunda gelecek rapora göre belki ek tedavi – kemoterapi gerekebilir.

Rektum Kanserinde Ameliyatsız Tedavi

REKTUM KANSERİNİN TEDAVİSİ AMELİYATSIZ MÜMKÜN OLABİLİR Mİ?

"BEKLE VE GÖR" YÖNTEMİ

Kalın bağırsağın makata yakın bölgesi olan rektumda gelişen kanserlerinin tedavisi ise özellik arz etmektedir. Rektum kanseri olan hastalarda esas tedavi (altın standart) ameliyat ile kanserli bağırsak bölgesinin çıkarılmasıdır. Tam iyileşme (şifa) için bu çok önemlidir. Kanser ameliyatlarının ana amacı, kanserli organın temiz sınırlarla (geride tümörlü doku bırakmadan), beraberinde yayılma olasılığı olan bölgesel lenf bezlerinin tamamıyla birlikte çıkarılmasıdır. Rektum kanser ameliyatı yapan doktorun her ne kadar asıl görevi kalın bağırsak kanserini başarılı bir şekilde çıkartmak ise de diğer bir görevi de kanserli kalın bağırsak bölümünü çıkarttıktan sonra bağırsak ve dışkılama fonksiyonlarının eskiden olduğu gibi devamlılığını sağlamaktır. Bu şekilde hastanın eskiden olduğu gibi normal yoldan dışkılama işlevini yapabilmesi sağlanır. Kalın bağırsak kanserinde %90 vakada bağırsak devamlılığını sağlamak ve hastanın eskiden olduğu gibi normal hayatını sürdürmesi mümkün olabilmektedir.

Bağırsak duvarını geçen, çevre dokuya yayılan veya lenf bezlerine sıçrayan rektum kanserli hastalarda, kanserinin evresine, yerleştiği bölgeye ve hastanın özelliklerine göre ameliyat öncesi sıklıkla ışın tedavisi (radyoterapi) ve kemoterapiye birlikte kullanılmaktadır. Daha önceki bilimsel çalışmalarda ışın ve kemoterapi tedavisi alan bazı hastaların tedaviye çok iyi yanıt verdiği tespit edilmiştir. Az sayıda hastada geride kansere ait hiçbir hücre kalmadığı yani tam şifa sağlandığı (tam patolojik yanıt alındığı) görülmüştür.

Bu nedenle günümüzde acaba alternatif yöntemlerle "rektum kanseri ameliyatsız tedavi edilebilir mi?" sorusu gündeme gelmiştir. Bu tip bir tedavi ile rektum ameliyatlarının neden olduğu dışkılama, cinsel ve idrar yolları sorunlarından kurtulmak teorik olarak mümkün olsa bile bu seçenek çok sınırlı bir hasta grubu için uygundur.

Günümüzde rektum kanseri nedeniyle ışın ve kemoterapi tedavisi uygulandıktan sonra klinik yanıtı olan hastaların ameliyat edilmeden sağlığına kavuşabilmesinin mümkün olabileceği gösterilmiştir. Ancak şu an için hangi hastaların ameliyat edilmeden sadece ışın ve kemoterapi ile yapılan tedaviden yarar göreceği tam bilinememektedir. Bu ameliyat edilmeden izlenen hasta grubunda hastalığın aynı yerde ortaya çıkma veya uzak bir organa (karaciğere, akciğere, vb) sıçrama ihtimali de bulunmaktadır. Uzun dönem sonuçları da belli olmadığı için bu hastaların sadece bilimsel çalışmalar kapsamında çok yakından takip edilerek hastalığın tekrar ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır.

Bütün bunların yanında maalesef tıbbi tedavi yöntemlerinin ve kullanılan ilaçların hepsinin az oranda da olsa bir yan etkisi olabileceği unutulmaması gerekir. Yani ışın tedavisi ve kemoterapi ilaçları da çok masum değildirler. Örneğin dünya üzerinde en çok kullanılan aspirinin bile birçok olumlu yönüne karşın yan etkileri vardır. Kısaca ışın tedavisinin ve kemoterapi ilaçlarının da yan etkileri oluşabilmektedir.

Bu nedenle tedavi rektum kanseri tedavisinin başarısı "multidisipliner" bir tedavi yaklaşımını yani bir ekip çalışmasını gerektirir. Kalın bağırsak ameliyatlarında uzmanlaşmış bir cerrah ile birlikte çalışacak bu ekipte cerrahın yanında, kemoterapi ilaçları şemasını belirleyecek tıbbi onkolog, ışın tedavi programını planlayacak radyasyon onkoloğu ve hastalığın görüntüleme yöntemleri ile evrelemesini yapacak radyolog ön planda rol alır. Böyle bir ekip çalışması ile her hastanın tedavisi bireyselleştirilmeli ve titizlikle tartışılarak planlanmalıdır. Tedavinizi planlayan ekip fayda ve zarar oranını her zaman göz önünde bulundurarak sizin için en doğruyu iyi bir şeklide yapmaya çalışmaktadır.

Günlük pratik hayatımızda bir çok rektum kanserli hastaya bize müracaat ettikleri klinik evresine göre önce ışın ve kemoterapi tedavisi uygulamaktayız. Bu hastalar ışın ve kemoterapi tedavisi bittikten 8-12 hafta sonra tekrar ayrıntılı olarak muayene ve görüntü yöntemleri ile değerlendirerek tedaviye verdikleri yanıta göre ameliyatta ihtiyaç olup olmadığına karar veriyoruz. Genelde bu grup içinde az sayıdaki hastada ışın ve kemoterapiden sonra hastalığın klinik olarak tam gerilediğini görebiliyoruz. Fakat bu hastalarda %100 tam şifa olup olmadığını anlamak hastalıklı bağırsak bölümünü ameliyat ile çıkartmadan pek mümkün değildir. Ancak ameliyatta ile çıkarılan bağırsak dokusunun patolojik (mikroskopik) incelenmesi ile patolog geride hiçbir kanser hücresi kalmadığını söylediği zaman tam şifa olarak kabul etmekteyiz. Görüntüleme yöntemleri ile %100 doğrulukla bunu söylemek şu andaki bilimsel teknolojiler ile mümkün değildir.

Bu nedenle ameliyat ile kanserli bağırsak bölümünü çıkartmadan sadece muayene ve görüntüleme yöntemleri ile kanserin ışın ve kemoterapi ile gerilediğinin yani kaybolduğunu tespit ettiğimiz hastalarda "rektum kanseri ameliyatsız tedavi ile takip edilebilir" diye bir düşünebiliriz.

Kısaca ışın ve kemoterapi ile rektum kanserinin gerilediği hastalarda "bekle ve gör" tedavi yöntemi ile hastaları ameliyat etmeden takip etmek mümkündür. Bu hastalarda hastalığın aynı yerde tekrar gelişme veya uzak organlara sıçrama şansızlığı bulunmaktadır. Bu nedenle hastaya bunu çok iyi izah etmek gerekmektedir. Bu hastaların çok yakın bir takip programına gerek olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Diğer taraftan çoğu hastada ışın ve kemoterapiden 8-12 hafta sonra yaptığımız değerlendirmede eğer hastalık küçülmüş fakat tam olarak kaybolmamış ise yani klinik yanıt vermediyse bu hastalarda kanserin tam olarak temizlenebilmesi için ameliyat ile tedavi olmasını öneriyoruz.

Yukarıdaki bilgilerin ışığı altında sadece ışın tedavisi ve eş zamanlı kemoterapi ilaç uygulaması ile ameliyatsız tedavi yöntemi çok kısıtlı sayıda hasta üzerindeki erken dönem sonuçları yüz güldürücü olsa da çok dikkatli olunmalıdır. Bu konudaki bilimsel çalışmalar halen devam etmektedir.

Yasal Uyarılar

Bu sitede sunulan içerik, grafik, görüntü, bilgi ve diğer materyal hepsi birarada "Site Yayınları" olarak adlandırılır ve yalnızca bilgi amaçlıdır. Site Yayınları, profesyonel tıbbi görüş, teşhis veya tedavi için bir alternatif olarak geliştirilmemiş ve bu amaçla sunulmamaktadır. Herhangi bir tıbbi duruma ilişkin olarak ortaya çıkabilecek sorularınız için daima doktorunuzun ve/veya uzman sağlık danışmanınızın görüş ve yardımına başvurun. Hiçbir şekilde, Bu Sitede okumuş olduğunuz bir bilgiye (Site Yayınları) dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.

Acil tıbbi müdehaleyi gerektiren bir durumda vakit geçirmeden doktorunuzu ve/veya ilk yardım numaralarını arayınız. Bu sitede yer alabilecek herhangi bir ürünü, ilacı, görüşü(leri), veya başkaca bilgiyi, Siteyi hazırlayan, bunlara içerik olarak yer vermekle, tavsiye eder anlamına gelmediği gibi böyle bir tercih ve temsil amacı ve yetkisi de taşımamaktadır.

Bu sitedeki sağlıkla ilgili bazı içerik, konu ve görüntüler dini, ahlaki inançlarınız veya yaşam tarzınız bakımından sizce uygunsuz ve/veya yaş sınırlaması gerektirebilecek nitelikte ise, bu içerikleri ve görüntüleri okuyup okumamak ve/veya görüntüleyip görüntülememek tamamen sizin insiyatifiniz ve sorumluluğunuzdadır.

Siteye Giriş yapmanız ve sitedeki sayfaları ziyaret etmeniz tüm bu kuralları kabul ettiğiniz anlamına gelmektedir.

KOPYALAMA HAKKI

Bu Site'deki malzemeleri izin almadan hiçbir biçimde çoğaltamaz, genel kullanıma açık olarak görüntüleyemez, çalıştıramaz, dağıtamaz veya kamusal ya da ticari amaçlar için kullanamazsınız.

Bu malzemelerin herhangi bir amaçla başka bir web sitesinde veya ağa bağlı bilgisayar ortamında kullanılması yasaktır.

© 2014 Prof. Dr. M. Ayhan Kuzu, Tüm Hakları Saklıdır.

Bağırsak Hastalıkları ile Kolon ve Rektum Kanseri Hakkında Detaylı Billgiler

Prof. Dr. Ayhan Kuzu, kolon kanseri tedavisini dünyaya yayacak

Dünyada ve ülkemizde en çok görülen kanser türlerinden olan kolon kanserinin tedavisindeki başarı bu eğitimle artacak. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayhan Kuzu başkanlığında 8 ülkeden 13 uzmanın hazırladığı eğitim DVD'si, kolon kanseri cerrahisi sonrası hayatta kalma oranını ciddi oranda artıracak. Kuzu daha önce de rektum kanseri cerrahisi konusunda hazırladığı eğitim ile dünyadaki birçok doktora ulaşmış ve başarılı sonuçlar alınmasına vesile olmuştu. Gazete Haberinin Devamı için tıklayınız


Kolon Kanseri

Kalın bağırsak kanseri, diğer adı ile kolorektal kanser (kolon ve rektum kanseri) ülkemizde önemli bir sağlık sorunudur.

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı istatistiklere göre, kalın bağırsak kanseri yani kolon ve rektum kanserleri kadında ikinci, erkekte üçüncü sıklıkta rastlanan kanser tipidir. Yine Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı başka bir çalışmada ise, hastanelerde yatan hasta listesine göre akciğer ve meme kanserinden sonra kalın bağırsak kanseri üçüncü sıklıkta yer almaktadır.

Hemen hemen tüm kalın bağırsak kanserleri gibi kolon kanserinin de bir polip zemininden başladığı konusunda görüş birliği vardır.... ayrıntılı bilgi için bakınız


Hemoroid (Basur)

Makat (anüs) bölgesinde bulunan kan damarlarının genişlemesi, şişmesi ve ele gelmesi durumu toplumda sıklıkla hemoroid (basur - mayasıl) hastalığı olarak bilinmektedir... ayrıntılı bilgi için bakınız

Hemoroid Tedavisi

Hemoroid hastalığının tedavisi, hastalığın yerine (iç - dış), şiddetine (derecesine), hastanın şikayetlerinin ciddiyetine, günlük yaşam kalitesi üzerine etkilerine ve hastanın genel sağlık durumuna (ileri yaş, ek hastalık, gebelik vs.) göre değişiklik gösterir.

Tedavinin, doktorun önerileri doğrultusunda yapılması gerekmektedir. Bazen tedaviye başlamadan önce ayrıcı tanı için bazı tetkiklerin yapılması gerekebilir. Çok ileri evrelerdeki ağır hemoroid vakaları dışında ameliyatsız ve ayaktan (hastaneye yatmaksızın) tedavi mümkündür. Tüm hemoroid (basur) hastalarının %10'undan daha azında ameliyat ile tedaviye ihtiyaç olur. Aşağıda, hastalığın tedavisinde kullanılan yöntemlerden kısaca bahsedilmektedir. Önce genel tedavi prensipleri anlatılacaktır. Ardından iç ve dış hemoroid - basur hastalığının tedavisinden ayrı ayrı bahsedilecektir. ayrıntılı bilgi için bakınız


Bağırsak Kanseri

Kalın bağırsak kanserinin tedavisi hastalığın evresine ve hastanın özelliklerine göre planlanmaktadır. Her hastanın bireysel değerlendirilmesi ve buna göre bir tedavi planı yapılması gerekmektedir. Bu tedavinin başarısı "multidisipliner" bir tedavi yaklaşımını yani bir ekip çalışmasını gerektirir. Bu ekipte cerrah, radyolog, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu ön planda rol alır. Buna ek olarak gastroenterolog, psikiyatrist, diyetisyen ve stomaterapist'e de önemli görevler düşmektedir. Böyle bir ekip çalışması ile her hastanın tedavisi titizlikle planlanmalıdır. ayrıntılı bilgi için bakınız


Polip

Polipler, kalın bağırsağın (Kolon ve rektumun) yüzeyini örten tabakanın (Mukoza) anormal büyümesi sonucu gelişen ve bağırsak kanalı (Lümen) içine doğru büyüyen kabartılardır
Kalın bağırsağın en sık görülen hastalıklarından biridir. Erişkinlerde %15-20 oranında polip gözlenebilir. 50 yaş üzerinde ise bu oran %40-50’lere ulaşır. Polipler farklı şekillerde oluşabilir. Bazı polipler, düz (Sapsız veya sesil) bazıları ise bir sap ile bağırsak duvarına bağlıdırlar. (Saplı polip) ayrıntılı bilgi için bakınız


Anal Fissür (Makatta Çatlak)

Anal fissür, makat (anüs) kenarındaki deride olan çatlağa (yırtığa) verilen isimdir.
Makat (anüs) bölgesini örten deride kaşıntı, kanama ve ağrıya neden olur.
Hastaların çoğunda kabızlık yakınması vardır.
Anal fissürlerin önemli bir kısmı ameliyat gerekmeden ilaçla tedavi edilebilir.
İlaç tedavisi başarısız olursa hastalar ameliyat edilir. ayrıntılı bilgi için bakınız


Rektum Kanseri

Kalın bağırsak kanseri, en sık bağırsağın sol tarafında yani inen kolon ve kalın bağırsağın son bölümü rektum denilen kısmında görülür.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalındaki son 15 yıllık seride de görüldüğü gibi kanser kalın bağırsağın makata (anüse) yakın olan son kısımlarında yani inen kolon, sigmoid, rektosigmoid ve rektum bölümlerinde daha fazla oluşmaktadır. Rektum içindeki yerleşim hemen hemen eşit dağılım göstermektedir. Yani yaklaşık %35 üst, %27 orta ve % 38 aşağı rektum bölgesinde kanser gelişir. ayrıntılı bilgi için bakınız


Kolonoskopi

Kolonoskop; uzun ve bükülebilir bir aletle kalın bağırsağın içini örten tabakanın tamamının görsel yolla güvenli ve etkili olarak incelenmesidir. Kolonoskopi'de cihazın kalınlığı parmağımızdan daha küçüktür. Kalın bağırsak hastalıklarının tanısında, biyopsi almada ve poliplerin çıkarılmasında kullanılır. Birçok defa hastaneye yatmaya gerek olmaksızın ve hastaya çok az rahatsızlık hissi verilerek yapılabilir. Kolonoskopi bağırsak hastalıklarının tanısında çok önemli bir yöntemdir. ayrıntılı bilgi için bakınız


Kıl Dönmesi Hastalığı (Pilonidal Sinüs)

Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs), kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında bir kavite (boşluk, kist, kıl kisti, pilonidal kist) gelişimidir. Oluşan bu boşlukta, kist içinde sıklıkla kıl bulunur. Bu boşluğun iltihabı sonucu kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında kronik infeksiyon meydana gelir. Vücudun birçok bölgesinde kıl dönmesi hastalığı gelişebilir. En sık görüldüğü bölge ise kuyruk sokumu bölgesidir. ayrıntılı bilgi için bakınız

Kıl Dönmesi Belirtileri

Kıl dönmesi belirtileri küçük bir çukurdan büyük ağrılı bir kitleye kadar değişebilir. Berrak, koyu renkli ya da kanlı akıntı olabilir. Enfeksiyonla beraber kuyruk sokumu bölgesi kırmızı, hassas hale gelebilir ve pürülan akıntı olabilir. Enfeksiyon şiddetli olursa ateş, halsizlik ve bulantıya da yol açabilir. ayrıntılı bilgi için bakınız


Kabızlık (Konstipasyon)

Kabızlık (Konstipasyon veya Peklik olarakta adlandırılır), bağırsak hareketlerinin normale göre azalması anlamına gelir. Aslında kabızlık bir hastalık değil, birçok duruma bağlı olarak görülebilen bir belirtidir (semptomdur).

Bağırsak fonksiyonu, normal olarak bireyden bireye farklılık gösterir. Bir kişi için günde 3 defa dışkılama normal iken başka birisi için haftada 3 defa dışkılama normal sayılabilir. Tanım olarak kabızlık dışkılama işleminin haftada 2 ya da daha az olmasına denir. Bazı insanlar kabızlığın anlamını dışkılama güçlüğü veya sert dışkı diye kabul ederler. Bu yanlış bir inanıştır.ayrıntılı bilgi için bakınız


Anal Fistül (Makat Fistülü)

İki organ veya iki doku yüzeyi arasında normalde olmayan bir bağlantının (kanalın) olmasına fistül denir. Sindirim kanalının son kısmı olan makat kanalı (anüs - anal kanal) ile makatı çevreleyen deri arasında anormal bir bağlantının (kanalın) olmasına ise anal fistül - makat fistülü veya perianal fistül denir. Hemen her zaman daha önceki bir makat apsesi sonucunda oluşan anal fistül (makat fistülü - perianal fistül), apsenin geliştiği salgı bezi ile apsenin drene olduğu cildi birbirine bağlayan bir geçit, bir kanaldır.ayrıntılı bilgi için bakınız


Ülseratif Kolit

İltihabi bağırsak hastalığı (ibh), sindirim kanalında görülen, sıklıkla uzun süreli devam eden (kronik seyirli) bir hastalıktır. Bu hastalığın seyri sırasında sindirim kanalının iç yüzeyini örten tabakada hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı değişiklikler oluşur. Bu değişikliklerin nedeni iltihabi reaksiyondur (inflamasyondur). Bu iltihabi reaksiyon sıklıkla bağırsak iç yüzeyinde meydana gelir ve bağırsak iç yüzeyini örten tabakada (mukoza) ülser, şişme, yaralanma, kanama ve tahriş ile seyreder.

Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen bir tipi daha vardır. ayrıntılı bilgi için bakınız


Crohn Hastalığı

Crohn hastalığı, sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Fakat bu iki hastalığı birbirinden ayıran iki önemli özellik vardır.

1-Ülseratif kolit hastalığı sadece kalın bağırsakta (kolon ve rektum) görülürken, Crohn hastalığı ağızdan makattan (anüse) kadar her bölgede oluşabilir.

2--Ülseratif kolit hastalığında sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeysel tabaka (mukoza ve submukoza) hasta iken, Crohn hastalığında sadece yüzeysel tabakası değil, bağırsağın tüm katları hastadır.ayrıntılı bilgi için bakınız


Dışkıda Kan (Makattan Kan Gelmesi)

Hassas bir bölge olması nedeniyle makat (anal bölge) ve çevresindeki şikayetler ciddi sıkıntılar yaratabilir. Hastalar bu sorunlarını pek konuşmak istemedikleri ve utandıkları için sıklıkla doktora geç müracaat ederler. Toplumumuzda sık gözlenen makat çevresindeki şikayetler tek başına gözlenebildiği gibi başka hastalıklarda buna eşlik edebilir.

Dışkılama sırasında makattan kan gelmesi ihmal edilmemesi gereken önemli bir sağlık sorunudur!

ayrıntılı bilgi için bakınız

Anal Kanser (Makat Kanseri)

Anal Kanser (Makat Kanseri) Nedir?

Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışır. Bunları oluşturan hücreler, belirli bir düzen içinde büyür, bölünür, çoğalır ve ölür. Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Devamlı çoğalan ve büyüyen bu kontrol dışı anormal hücre topluluklarına kanser denir.

Anal Makat Kanseri - Kanser Nedir?

Anal kanser makatın dış kenarı ve makatın 2-3 cm içindeki hücrelerden gelişir. Çoğu anal kanser vakaları, makatın kenarındaki deriden kaynaklanır. Deri hücrelerinden kaynaklanan kötü huylu tümörlere "yassı hücreli kanser" denir. Bazı makat kanserleri de makat içini örten tabakadan gelişirler bunlara da "kloakojenik kanser" denir. Bu bölgede daha başka kanser tipleri de olmasına karşın en sık bu iki tip anal kanser görülür. Bunların gelişme şekli aynı olması nedeni ile aynı şekilde tedavi edilirler.

Bazı kanserleşen hücreler makatı örten tabakanın yüzeyinde kalırlar. Alttaki dokulara geçmezler. Bu tip oluşumlara kanser öncesi lezyonlar (prekanseröz lezyonlar) veya Bowen Hastalığı denir.

Makat Kenarında Yerleşmiş Tümörer (3 ayrı hastaya ait)

Makat Kenarında Yerleşmiş Tümörer (3 ayrı hastaya ait)

Anal Kanser (Makat Kanseri) Ne Sıklıta Gözlenir?

Oldukça enderdir. Tüm mide-bağırsak kanalı kanserlerinin %1-2 kadarını anal kanserler oluşturur. Kalın bağırsak kanserine oranla yaklaşık 40 kat daha az gözlenir.

Anal Kanser (Makat Kanseri) İçin Kimler Risk Altındadır?

Anal kanserin neden geliştiği tam bilinmemektedir. Fakat bazı risk faktörleri (hastalığın gelişme olasılığını artıran nedenler) anal kanserin gelişimine neden olur.

Risk faktörleri aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Yaş (50 yaş üzerinde daha sıktır)
  • Sigara
  • Bağışıklık sisteminin baskılanması (devamlı ilaç kullanmak zorunda olan transplant (organ nakli) hastaları ve HIV (AIDS hastalığı) virüsü olanlar)
  • Kronik lokal iltihap (uzun süreli fistül hastalığı olanlar)
  • Pelvik radyasyon (leğen kemiği içindeki organların hastalıkları için ışın tedavisi görenler)
  • Anal siğiller (insan papilloma virüsü ile oluşan anal siğiller anal kanser oluşumuna neden olur)
  • Anal seks (anal seks yapanlarda anal kanser riski artar)

Anal Kanser (Makat Kanseri) Önlenebilir mi?

Kalın bağırsak kanserinden farklı olarak anal kanser tam olarak önlenemez fakat risk oranı azaltılabilir. Yukarıdaki risk faktörlerinden korunmak önemlidir. Herhangi bir tip cinsel ilişki sırasında kondom kullanılmalıdır. Kondom (prezervatif), tamamen önlemese de riski azaltır.

Anal Kanser (Makat Kanseri) Belirtileri Nelerdir?

Erken bulgu verir. Bu nedenle makattan olan kanamalarda erkenden doktora gidilmesi gerekir. Anal kanserin belirtileri aşağıda sıralanmıştır;

  • Makattan kanama
  • Makatta kitle, şişlik hissedilmesi
  • Makatta ağrı
  • Devamlı veya tekrarlayan makat kaşıntısı
  • Bağırsak alışkanlıklarında değişme (sık veya daha az dışkılama)
  • Zorlu dışkılama, ıkınma
  • Dışkının kalem gibi incelmesi
  • Makattan akıntı
  • Kasık ve makat bölgesindeki lenf bezlerinin şişmesi

Anal Kanser (Makat Kanseri) Belirtileri Nelerdir?

Bu şikayetler hemoroid (basur) hastalığında da olduğundan hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve gecikmeden doktora başvurulmalıdır.

Anal Kanser (Makat Kanseri) Tanısı Nasıl Konur?

Erken tanı hastalığın tamamen tedavisi (kür) için gereklidir. Düzenli aralıklarla yapılacak parmakla makat muayenesi önemlidir. Kalın bağırsak kanseri için yapılan tarama testleri anal kanseri de taramaktadır. Bu tarama testleri herhangi bir şikayeti olmayan bireylere yapılır. 50 yaşından başlayarak yapılan dışkıda kan arama testleri ve endoskopik incelemeler erken tanı için önemlidir.

Anal Kanser (Makat Kanseri) Tanısı için Kolonoskopi İşlemi

Anal Kanser (Makat Kanseri) Tanısı İçin Kolonoskopi İşlemi

Muayene sırasında doktor anal kanserden şüphelenirse tanı için parça alır. Eğer anal kanser tanısı kesinleşirse hastalığın yayılımını saptamak için ek tetkiklere gerek duyulur.

Anal Kanser (Makat Kanseri) Nasıl Tedavi Edilir?

Çoğu anal kanser hastası tedaviye iyi yanıt verir. Üç tip tedavi şeklinden yararlanılır;

  1. Radyoterapi: Işın tedavisi ile kanser hücreleri öldürülür.
  2. Kemoterapi: İlaç tedavisi ile kanser hücreleri öldürülür.
  3. Cerrahi: Ameliyat ile kanser olan bölge çıkarılır.

Günümüzde makat kanseri olan hastaların büyük bir bölümünde ameliyattan önce ışın ve kemoterapi kombinasyonu ile tedaviye başlanır. Bu kombinasyon genelde standart tedavi haline gelmiştir. Ender olarak çok küçük makat (anal) kanseri olan hastalarda ameliyat (lokal eksizyon) ile makatı kontrol eden kaslara (sfinkterlere) zarar vermeden çıkarılabilir.

Anal Kanser (Makat Kanseri) Tedavisi Sırasında Bağırsak Torbaya Bağlanır mı? Kolostomiye İhtiyaç Duyulur mu?

Bazı hastalarda kanserin tedavisi için bu tip bir ameliyat gerekebilir. Eğer makat kanseri (anal kanser) ışın ve kemoterapiye cevap vermezse veya tedaviden sonra tekrarlarsa veya farklı bir tümör ise o zaman, kalın bağırsağın son kısmı ve makatın çıkarılması gerekir. Buna abdomino-perineal rezeksiyon denir. Bu ameliyat sonrasında bağırsak karın duvarına, bir torbaya bağlanır. (kolostomi)

Anal Kanser (Makat Kanseri) Tedavisinden Sonra Takip Nasıl Olmalıdır?

Tedavinin sonuçlarını takip etmek için veya hastalığın tekrarlamasını erken yakalamak için dikkatli ve düzenli aralıklarla kontrol gerekir. Her türlü şikayetin doktora iletilmesi gerekmektedir.

Etiketler;makad, anus, anüs kanseri, dışkı incelmesi, makat ağrısı, makat çatlağı, makat hastalıkları, anal kanser belirtileri, makat kanseri belirtisi, makat kanserinin sebepleri, makat kanseri teşhisi, anal kanserin teşhisi