• Bağırsak Hastalıkları
  • Crohn Hastalığı


Crohn Hastalığı

İltihabi bağırsak hastalığı, sindirim kanalında görülen, sıklıkla uzun süreli devam eden (kronik seyirli) bir hastalıktır. Bu hastalığın seyri sırasında sindirim kanalının iç yüzeyini örten tabakada hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı değişiklikler oluşur. Bu değişikliklerin nedeni iltihabi reaksiyondur (inflamasyondur). Bu iltihabi reaksiyon sıklıkla bağırsak iç yüzeyinde meydana gelir ve bağırsak iç yüzeyini örten tabakada (mukoza) ülser, şişme, yaralanma, kanama ve tahriş ile seyreder.

Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen bir tipi daha vardır.

Bu bölümde Crohn Hastalığından bahsedilecektir.

Barsak yerine Türk Dil Kurumu kılavuzunda doğru kelimenin "Bağırsak" olarak kullanılması gerektiğini biliyor muydunuz?

Crohn Hastalığı Nedir?

Crohn hastalığı sindirim kanalını tutan kronik inflamatuvar (iltihabi) bir hastalıktır. Ağızdan makata (anüse) kadar sindirim sisteminin tüm bölümlerini tutabilmesine karşın sıklıkla ince bağırsağın son kısımlarını ve (veya) kalın bağırsağı tutar.

Crohn Hastalığının Tutulum Yerleri ve Görülme Sıklıkları

Crohn Hastalığının Tutulum Yerleri ve Görülme Sıklıkları

Crohn hastalığı, sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Fakat bu iki hastalığı birbirinden ayıran iki önemli özellik vardır.

  1. Ülseratif kolit hastalığı sadece kalın bağırsakta (kolon ve rektum) görülürken, Crohn hastalığı ağızdan makattan (anüse) kadar her bölgede oluşabilir.
  2. Ülseratif kolit hastalığında sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeysel tabaka (mukoza ve submukoza) hasta iken, Crohn hastalığında sadece yüzeysel tabakası değil, bağırsağın tüm katları hastadır.

Crohn Hastalığında Bağırsak TutulumuCrohn Hastalığında Bağırsak Tutulumu

Crohn Hastalığında Bağırsak Tutulumu

Crohn hastalığı, kronik (uzun süre devam edebilen - süreğen) bir hastalıktır. Hastalık yaşam boyu zaman zaman alevlenmeler ve sakin dönemler halinde seyredebilir. Bazı hastalarda hastalığın yatıştığı zamanlar çok uzundur ve belirti vermeden yıllarca sürebilir. Hangi hastada ani alevlenmelerin başlayacağını, bulgu ve belirtilerin (semptomların) kaybolacağını tespit etmek mümkün değildir.

Ülseratif kolit hastalığı gibi bu hastalığın da kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak son dönemde, bağışıklık sistemi hastalığı (immünolojik) olduğuna dair hipotezler ortaya atılmıştır. Kalıtsal (genetik) geçiş gösterebilir. Bazı teorilerde ise bir virüs veya bakterinin (mikrobik) bağırsak duvarındaki immunolojik (bağışıklık sistemi ile ilgili) olayları başlattığı söylenmektedir. Bu olaylar sonucu, bağırsağı örten tabakada, iltihabi hasar oluştuğu gösterilmiştir. Bağışıklık sisteminde olan bu bozukluğun, bir etkenin sonunda mı yoksa başlangıç olarak mı meydana geldiği henüz aydınlatılamamıştır. Bulaşıcı bir hastalık değildir.

Hastalığın ruhsal stres veya mutsuz geçen bir çocukluk çağı sonucu geliştiği inancı kabul edilmemektedir. Herhangi bir gıda türü ile meydana gelmez.

Crohn Hastalığından Kimler Etkilenir?

Her yaş grubunda olmasına rağmen, sıklıkla 16-40 yaş arasında görülür. Kuzey Avrupa ve kuzey Amerika ikliminde yaşayanlarda sık görülür. Kadınları ve erkekleri eşit etkiler. Ailesel yatkınlık (kalıtsal) olabilir.

Crohn hastalığı, diğer bir iltihabi bağırsak (barsak) hastalığı olan ülseratif kolit hastalığına çok benzer özellikler gösterir. Bazen bu iki hastalığın ayırımını yapmak zor olabilir. Ülkemizde her iki hastalık da az oranda gözlenir. Fakat batı toplumlarında, örneğin A.B.D.’de yaklaşık 2 milyon kişi bu hastalıklardan etkilenmektedir.

Crohn Hastalığı Sindirim Kanalının Hangi Bölgelerini Etkiler?

Crohn hastalığı sindirim kanalında ağızdan makata kadar herhangi bir bölgeyi tutabilir. Sıklıkla ince bağırsak ile kalın bağırsağın birleşim yerini etkiler. Bu bölgeye ileoçekal bölge adı verilir ve bu bölge sindirilmiş besinlerin kalın bağırsağa geçiş noktası olan çekumu da içermektedir.

Sindirim Sistemi

Sindirim Sistemi

Hastanın şikayetleri hastalığın görüldüğü yere göre değişmektedir. Genellikle hastalığın görüldüğü organlar;

  • İnce Bağırsak
  • Kalın Bağırsak
  • Makat Bölgesi
  • Yemek Borusu
  • Mide

Buna ek olarak hastalık sindirim kanalı dışındaki organları da etkileyebilir.

Crohn Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Sindirim kanalının bağırsakların herhangi bir parçasını tutabilmesi nedeniyle semptomlar (belirtiler), tuttuğu bölgeye göre değişebilir. En sık belirtiler, kramp tarzında karın ağrısı, ishal, ateş, kilo kaybı, halsizlik, güçsüzlük ve şişkinlik hissidir. Çocuklarda gelişme geriliği ile karşımıza çıkabilir. Bu belirtilerin hepsi her hastada görülmeyebilir. Diğer belirtiler makat bölgesinde (anüste) ağrı ve akıntı, deride yaralar, makat bölgesinde (kalın bağırsağın son kısmı) apseler, makat bölgesinde çatlak (fissürler) ve eklem ağrısıdır. Bunun haricinde az sayıda hastada üveit şeklinde göz tutulumu ya da sklerozan kolanjit adı verilen ve safra yolları tutulumu gibi tablolar ortaya çıkabilir.

Crohn Hastalığının Klinik Bulgu ve Belirtileri

  • Karın ağrıları, kramplar
  • Diyare (ishal)
  • Ateş
  • Kilo kaybı
  • Şişkinlik
  • Anal (makat bölgesinde) ağrı, akıntı
  • Deride yaralar
  • Makat (kalın bağısağın son kısmı) apsesi
  • Makatta çatlak (Anal fissür)
  • Eklem ağrıları
  • Safra yolları hastalığı - sarılık

Crohn Hastalığı Belirtileri

Crohn Hastalığı Hangi Organ Ve Dokuları Tutar?

Crohn hastalığının seyri sırasında, hastalığa bağlı olarak gelişen sadece sindirim kanalını ilgilendiren sorunlar gelişebildiği gibi sindirim kanalı dışındaki organları içeren sorunlar da gelişebilir. Hastalığa ait bulgular sadece sindirim - bağırsak kanalını ilgilendiriyorsa lokal (bölgesel); bağırsak kanalı dışında diğer organları veya tüm vücudu ilgilendiriyorsa sistemik (bağırsak dışı tutulum - ekstraintestinal) bulgular denir.

Crohn Hastalığının Sindirim Kanalındaki Etkileri (Bölgesel Belirtiler)

Derin ülserlerden meydana gelen ciddi kanamalar, bağırsak delinmesi, bağırsağın genişlemesi (toksik megakolon, toksik dilatasyon) gerek ülseratif kolit gerekse Crohn Hastalığında görülen en belirgin bölgesel (lokal) belirtilerdir.

Sindirim kanalında görülen bu belirtilerden (lokal komplikasyonlardan) en ciddi olanı toksik megakolondur. Karında, ani olarak gelişen ileri derecede şişme, ateş, kabızlık ve genel durum bozukluğu bu belirtinin habercisidir. İnflamasyonun tüm kalın bağırsak duvarını tutması sonucu, kalın bağırsak incelir ve genişler. Her an delinebilir. Bu nedenle acil cerrahi girişim gerekebilir.

Bunlara ek olarak Crohn hastalığına özgü iki önemli bölgesel tutulum daha vardır;

  1. Crohn hastalığın seyri sırasında en sık görülen sorunlardan biri bağırsak (barsak) tıkanıklığıdır (obstrüksiyon). Bağırsak duvarındaki kalınlaşma ve ödeme bağlı olarak sindirim kanalı tıkanabilir.
  2. Hastalıkta oluşabilecek diğer önemli sorun ise “tam kat hasta” olan bağırsak duvarının komşu organları etkilemesi ve sonunda komşu organla bağırsak arasında anormal birleşmelerin (kanalların) oluşmasıdır. Bunlara fistül denir. En sık görüleni, komşu sağlam bağırsak dokusu, idrar torbası, rahim arasında oluşan fistüllerdir. Bu fistüllerin etrafında abseler oluşabilir. Bu tip fistüller ve abse gelişimi, makat etrafında da olabilir.

Crohn Hastalığının Bağırsak Dışı Tutulumu

Ekstraintestinal - Sistemik Belirti ve Bulgular

Bağırsaklarda gelişen inflamatuvar olaylar sonucu salgılanan maddeler uzak organları da etkiler. Buna bağlı olarak ateş, kilo kaybı, güçsüzlük ve iştah azalması gibi belirti ve bulgular gelişebilir. Ek olarak düşük oranda da olsa bazı hastalarda eklem, deri, göz ve karaciğer rahatsızlıkları gözlenir.

Bunlar kısaca aşağıda anlatılmıştır;

Eklem Bulguları

Sıklıkla distal (uç) eklemlerde inflamasyona (eklem iltihabına) neden olur. Parmaklardaki küçük eklemler, el, ayak, bilek ve dizler en fazla etkilenir. Bazı hastalarda omurganın alt bölümü ve leğen kemiği eklemleri (sakroiliak eklem) etkilenir. Omurgadaki eklem aralıklarını etkileyen ve daha şiddetli seyreden şekline ankilozan spondilit denir. Eklemlerdeki değişiklikler, Romatoid artiritte olduğu gibi çok fazla değildir. Ankilozan spondilit dışındaki eklem bulguları, bağırsaktaki inflamasyon düzelince iyileşirler.

Deri Bulguları

Deri altında şişlikler gelişebilir. Bunlar deride kırmızı renkte ve üzerine basmakla hassas nodüllerdir. Eritema nodosum denilen bu deri bulguları sıklıkla ayak bileklerinde veya diz altında yerleşir.

Diğer bir deri bulgusu, piyoderma gangrenosumdur. Derin ülserlerle karakterli, cerahatli deri yaralarıdır. Bu da aynı bölgelerde yerleşir.

Üçüncü deri bulgusu, ağızda yerleşen, aftöz stomatit denilen, ağrılı yüzeyel ülserlerdir. Sıklıkla alt dudak ve diş etleri arasında, dilin her iki yanında ve dil kökünde yerleşir.

Her üç deri bulgusu, bağırsaktaki hastalık iyileşince düzelir.

Göz Bulguları

Hastaların bir kısmı, gözde görülen ağrılı bir inflamasyon (iltihab) olan üveitten şikayetçidir. Bağırsak bulguları düzelince bu da düzelir.

Karaciğer Bulguları

Karaciğer ve safra yollarına iltihabi değişiklikler (inflamasyon) gelişebilir. Bunlardan karaciğerde gözlenen inflamasyon, bağırsak inflamasyonu ile birlikte düzelirken, safra yollarını etkileyen sklerozan kolanjit düzelmez. Nadiren safra yolları kanseri gelişebilir.

Crohn Hastalığının Ülseratif Kolitten Farkı Nedir?

Crohn hastalığı, sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Ülseratif kolit hastalığında sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeysel tabaka (mukoza ve submukoza) hastadır. Crohn hastalığı ise, ağızdan makata (anüse) kadar sindirim kanalının herhangi bir yerinde olabilir. Ülseratif kolitin aksine Crohn hastalığında hastalığın görüldüğü bağırsak kısmında bağırsak duvarının sadece yüzeysel tabakası değil, tüm kat olarak hepsi hastadır.

Buna ek olarak Crohn Hastalığında;

  • Karın ağrısı, ateş, kilo kaybı ve halsizlik
  • Çeşitli organlar (bağırsak–idrar torbası, rahim, vajina) ve/veya deri arasında fistül gelişimi
  • İnce veya kalın bağırsak tıkanıklığı
  • Karın içinde apse ve veya iltihabi kitle (flegmon) oluşumu
  • Kalın bağırsaktaki inflamasyonun asimetrik dağılım göstermesi (aynı anda birden fazla bölgeyi tutabilir. Ör: hem ince bağırsak hem de makat tutulumu olabilir)
  • Alınan parçalarda (biyopsilerde) granülomların (iltihabi lezyonlar) gözlenmesi
  • Makat (perianal) etrafında iltihap - apse – fistül gelişimi
  • İnce bağırsak hastalığı veya ameliyatları nedeni ile besin maddelerinden yeterince faydalanılamaması (malabsorpsiyon)

Yukarıdaki bulgular ülseratif kolit hastalığının seyri sırasında pek gözlenmez, Bu da ayırıcı tanı için önemlidir.

Bunlara ek olarak Crohn hastalığında böbrek taşları (ürik asit veya kalsiyum oksalat), safra kesesi taşları ve amiloidoz (vücut dokularında nişasta benzeri madde birikmesi) olabilir.

Normal Bağırsak, Crohn Hastalığında Bağırsak, Ülseratif Kolitte Bağırsak

Normal Crohn Ülseratif Kolit

İltihabi Bağırsak Hastalıkları Kalıtsal Mıdır?

Gerek ülseratif kolit, gerek Crohn hastalığı bazı ailelerde sıkça görülür. Hastaların birinci derece akrabalarında hastalığa %20 oranında rastlanabilmektedir. Buna karşın, günümüze kadar genetik bir geçiş olduğu gösterilememiştir.

  • Anne veya babasından birisinde inflamatuvar barsak hastalığı olan çocuklardaki risk % 1-7,
  • Anne ve babasının her ikisinde de inflamatuvar barsak hastalığı olan çocuklardaki risk % 36'ya kadar çıkabilir,
  • Bir kardeşinde inflamatuvar barsak hastalığı olan çocuklardaki risk % 2-6,
  • Bir çocuğunda inflamatuvar barsak hastalığı olan anne veya babadaki risk % 1-5'tir.

Crohn Hastalığında Tanı Nasıl Konulur?

Doktor, klinik bulgu ve belirtileri olan hastaların ayrıntılı hastalık öyküsü ve muayenesi ile birlikte bazı testlerin yapılmasını ister. Bunlar, kan, idrar ve dışkı tahlilleri ve bağırsağın radyolojik ve endoskopik incelemeleridir.

Kan örnekleri ile kan kaybı olup olmadığı değerlendirilebileceği gibi akyuvar denilen beyaz kan hücrelerindeki (vücudumuzun savunma hücrelerindeki) artış, iltihabi bir durumu gösterir. Buna ek olarak, kan tetkiki ile hastalığın diğer organlar üzerine olan etkileri de incelenebilir. Dışkı (büyük abdest) tahlili ile kan kaybının yeri, bakteri ve diğer parazitler araştırılır.

Hastadaki belirtiler crohn hastalığını düşündürüyorsa kalın bağırsağın içini örten tabakanın (mukoza) incelenmesi gerekir. Makattan (anüsten) yerleştirilen özel bir cihaz ile [fleksibıl tüp (kolonoskopi, endoskopik inceleme)] doktor, kalın bağırsağı ve rektumun içini örten tabakayı direkt olarak görebilir ve bu sırada, mikroskop altında incelemek üzere hastalığın olduğu bölgeden örnek alabilir (biyopsi). Bu inceleme ile iltihabi barsak hastalığı ile benzer belirti ve bulguları olan diğer etkenler saptanabilir. Bakınız Kolonoskopi

Kolonoskopi İşlemi

Kolonoskopi İşlemi

Crohn Hastalığında Endoskopi Görüntüleri

Crohn Hastalığında Endoskopi Görüntüleri

Hastalığın sindirim sistemindeki yaygınlığını tespit için radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bu amaçla mide ve bağırsak filmleri çekilir.

Crohn Tedavisi - Crohn Hastalığında Tedavi

Hastaların, Crohn hastalığının tam tedavisinin yani küratif bir tedavinin mümkün olmadığını bilmeleri gerekir. Hastalığın kesin tedavisi olmadığı için hastalığın şiddetine, belirti ve bulgularına göre tedavi düzenlenir.

Tedavinin amacı hastanın şikayetlerini azaltmaktır. Hastanın ağrısını geçirmek, beslenmesini düzenlemek, hastalığı daha da ağırlaştırabilecek problemlerden uzak durmasını sağlamak gibi destek tedavileri çok önemlidir.

Bu nedenle sağlıklı gıda tüketimi, yeterli uyku, stresten uzak yaşam biçimine özen gösterme, az az sık sık yemek yenilmesi, sigara ve alkol tüketilmemesi çok önemlidir. Bunlara ek olarak doktorunuz hastalığın belirti ve bulgularını kontrol altına almak için ilaç yazabilir. Bazı vakalarda ameliyat ile hastalıklı bağırsak bölgesine müdahale etmek gerekebilir.

Crohn Hastalığında İlaç Tedavisi

İlaçlar ile hastalığın bulguları kontrol altına alınabilir veya hastalığın şiddeti azaltılabilir. Günümüzde hastalığı tam olarak tedavi eden bir ilaç tedavisi henüz bulunamamıştır.

Tedavide kalın bağırsak mukozasındaki inflamasyonu (iltihabı) baskılayan ilaçlar kullanılır. Hastalığın şiddetine göre tek veya birçok ilaç bir arada tercih edilebilir. Bu ilaçların uzun süre kullanımı gerekebilir. Sulfasalazin, 5-aminosalisilik asit bunlardan bazılarıdır. Genellikle hafif ya da orta dereceli vakalarda hastalar sulfasalazin ile tedavi edilir. Bu ilacın uzun süreli kullanımı da gerekebilir veya diğer ilaçlarla beraber kullanılabilir. Bulantı, kusma, kilo kaybı, ishal gibi yan etkiler görülebilir. Sulfasalazinin yan etkilerinin görüldüğü vakalarda sulfasalazinin benzeri olan 5-aminosalisilik asit tercih edilebilir.

Hastalığın şiddetlendiği dönemlerde, steroid (prednizolon) tedavisinden yararlanılır. Yan etkileri nedeni ile çok dikkatli kullanılmalıdır. Hastalığın alevlenme dönemlerinde ilaçların dozu artırılır.

Üçüncü grup ilaç, bağışıklık sistemine (immun) etkili ilaçlardır. İmmunosupresif veya immunmodülatörler de denilen ilaçlar bağışıklık sistemini baskılayarak hastalığı kontrol altına alırlar. Azotiyopirin, 6- mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat bu grup ilaçlardır. Bağışıklık sistemini kuvvetli baskıladıkları için ciddi yan etkilere neden olabilirler. Bunlarla tedaviye başlarken dikkatli karar vermek gerekir.

Bir diğer grup ilaç ise biyolojik tedavi edici ilaçlardır. Biyolojik tedaviler vucuttaki iltihabı (inflamasyonu) engelleyen (bloke eden) proteinlerdir. Biyolojik tedavi olarak Anti-TNF ilaçları kullanılmaktadır. İnflamasyon nedeni ile hastalıklı dokulardan salınan tümör nekroz edici faktör (TNF) belirti ve bulgularının şiddetlenmesinden sorumludur. Anti- TNF ilaçları bu şiddetlenmeleri ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle son yıllarda anti- TNF ilaçları, bulguları bastırmak amacı ile kullanılmaktadır.

Bazı durumlarda, örneğin makat etrafındaki abse ve fistüllerin tedavisinde antibiyotiklerin eklenmesi (Metronidazol türevleri) yararlı olabilir.

Şiddetli vakalarda ilaç tedavisine ek olarak bağırsakları istirahate almak gerekir. Bu tip vakalarda tedavi hastanede yatarken planlanmalıdır. Hastalara özel sindirimi kolay diyet ( elemental diet) veya damardan serum ile besin maddeleri verilir.

Bir veya daha fazla ilaçla yapılan tedavi ile hastalığın belirtileri ortadan kaldırılabilir ve hasta rahatlatılabilir. Tedavideki ana amaç; beslenme bozukluklarının giderilmesi, inflamasyonun (iltihabın), karın ağrısının, diyarenin (ishalin) ve kanamanın önlenmesidir.

İlaç Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Kullanılan tüm ilaçların belli oranlarda yan etkileri vardır.

Sülfasalazin; ender olarak bulantı, baş ağrısı, kansızlık, deri döküntüleri ve ishale neden olur. Yan etkileri azaltmak için başlangıçta küçük dozlar verilmelidir. Yan etkilerin şiddetine göre doktor tarafından doz ayarlaması veya ilaç değişikliği yapılabilir.

Tedavide sıkça kullanılan diğer bir ilaç steroidlerdir. Steroid kullanımı ile yüzde genişleme (ay dede yüzü), sivilce gelişimi, iştah artması, kilo artışı gözlenebilir. Kemiklerden kalsiyum kaybına bağlı, kemik dokuda zayıflamaya neden olur. Hastalarda şeker hastalığı gelişimi ve kan basıncında yükselme olabilir. Bu nedenle dikkatli takip edilmelidir. Uzun süreli steroid kullananlarda düzenli göz kontrolleri yapılmalı, katarakt (perde inmesi) ve glokom (göz tansiyonu) gelişimi açısından takip edilmelidir. Steroidler hastanın enfeksiyonlara (mikrobik hastalıklar) karşı duyarlılığını da arttırır. Yine uzun süreli kullanımlar hastanın psikolojik dengesini de bozabilir. Tüm bu yan etkiler steroidlerin kesilmesi ile geçer.

Steroidlerin uzun süre kullanılması ile böbrek üstü bezleri (adrenal bez) baskılanır. Bu nedenle vücutta normalde salgılanan hayati öneme sahip olan steroidler gerekli durumlarda ihtiyaç duyulan miktarlarda salgılanamaz. Bu nedenle steroidleri kullanırken ve ilacı keserken çok dikkatli olunmalıdır. Steroidler doktor kontrolünde zaman içinde doz azaltılarak kesilmelidir.

Bağışıklık sistemini baskılayan immunmodülatörlerin (Azotiyopirin, 6- mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat) ciddi yan etkileri vardır. Bunlar arasında kan hücrelerinde baskılanma, pankreas (pankreatit) ve karaciğer (hepatit) iltihabı, böbrek hasarı, sinir hücrelerinde iletim bozukluğu sayılabilir.

Vücuttaki iltihabı engelleyen biyolojik ajanlar (anti-TNF) kullanılmaya başlanmadan önce ayırıcı tanı yapılması önemlidir. Ayırıcı tanı yapılmadan tedaviye başlanırsa tedavide vücudun diğer enfeksiyonlara karşı savunması azalacağından, altta yatan başka bir enfeksiyon klinik olarak daha da kötüye gidebilecektir. Bu durum hayati tehlike taşıyan bir duruma dönüşebilir. Diğer yan etkileri mide bulantısı, mide ağrısı ve döküntüdür.

Crohn Hastalığında Cerrahi Tedavi - Crohn Hastalığı Ameliyat Tedavisi

Crohn hastalığı bulunan kişilerin yaklaşık %70'inde yaşamlarının bir döneminde ameliyat olmaları gerekecektir. Şimdi Crohn hastalığının seyri sırasında hangi durumlarda ameliyat gerektiği anlatılacaktır.

İlaç Tedavisine Yanıt Olmaması - İlaçların Ciddi Yan Etkileri Olması

İlaçlar ile hastalığın bulguları kontrol altına alınabilir veya azaltılabilir. Fakat hastalığı tam olarak tedavi edemez. İshal, ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı devam edebilir. Cerrahi tedavinin asıl amacı, hastalığın sindirim kanalı içindeki ciddi yan tutulum yerlerini çıkartmak ve böylece bu tutulum yerlerine ait şikayetleri azaltmaktır. Hastalıklı bölge ameliyat ile çıkarıldıktan sonra hastanın yüksek dozda kullandığı ve bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri olan ilaçları da azaltması hatta bu ilaçlardan kurtulması, cerrahi tedavi ile mümkün olur.

Bağırsakta Darlık Oluşması

İltihap, bağırsak (barsak) içinde gıda ve gıda artıklarının geçişini engelleyebilecek kadar daralmaya yol açabilir. Bağırsağın daralması (striktür) besinlerin buradan geçmesini zorlaştırabilir. Bağırsak duvarı kasları besinleri ilerletmek için zorlandıkça ağrı da ortaya çıkar. Daralma ve tıkanmanın tedavisi için cerrahi şarttır ve kullanılabilecek çeşitli yöntemler vardır. Daralmış olan ince bağırsak bölümünü (striktür) genişletmek için bir ameliyat yapılabilir. (striktüroplasti)

Abse ve Fistül Gelişimi

Crohn hastalığı bulunan kişilerin yaklaşık %30'unda fistüller (bağırsakta anormal bağlantılar) ve apseler (iltihapla - cerahat ile dolu yaralar) gelişmektedir. Fistüller genellikle bir apseden sonra gelişmektedir ve bir kanalla bağırsağın diğer bir kısmı ya da bir başka organ (örn. mesane, vajina) ile bağlantı oluşturmaktadır. Erişkin Crohn hastalarının %25 inde, apse ve/veya fistül oluşumu vardır.

Apse karın içine açılırsa iltihap karın zarı içine yayılır ve mikroplar tüm vücudu etkiler. Ani başlayan karın ağrısı, ateş ve şok bulguları gözlenir. Acil olarak ameliyat edilmesi gerekir.

Buna ek olarak makat bölgesinde de apse ve fistül gelişimi Crohn hastalığının seyrinde sıklıkla oluşabilir. Bu bölgedeki apse ve fistüllerin tedavisi için de ameliyat gerekebilir.

Çocuklarda Büyümenin Yavaşlaması

Besinlerin emilimindeki bozukluk ve kortizonlu ilaçlar çocuklarda ve gençlerde büyümenin yavaş olmasına ve ergenliğin gecikebilmesine neden olabilirler. Bu durumda hastalıklı bağırsağın çıkartılması gerekebilir.

Kanser Gelişimi

Crohn hastalığının seyri sırasında bazen kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakada (mukozasında) kanser başlangıcı olabilmektedir. On yıldan uzun süre yaygın inflamasyonu olan hastalarda kolon kanseri riski artmaktadır. Bu nedenle hastaların takibi önemlidir.

Hastalığın şiddetinin ve yaygınlığının (inflamasyon derecesinin) kontrol edilmesi için yapılan kolonoskopi sırasında, hastalar kanserin erken belirtileri yönünden de taranabilirler. Gerekli görülürse doku parçaları (biyopsi) alınabilir. Eğer tahlil sonucuna göre (patoloji sonucu) hücrelerin yapısında kansere doğru değişim görülüyorsa hastalıklı bölgenin çıkartılmasına yönelik bir ameliyat önerilecektir.

Acil Sorunlar

Crohn hastalığının seyrinde ender olarak acil ameliyat gerekebilir.

Acil cerrahinin gerekli olduğu dört durum şunlardır;

  1. Kontrol altına alınamayan bağırsak kanaması
  2. Bağırsak delinmesi - perforasyon ve karın zarı iltihabı olması (peritonit)
  3. Kalın bağırsağın ani genişlemesi (dilatasyon) ve bağırsak hareketlerinin durması - Toksik megakolon
  4. Bağırsak tıkanması ve hastanın gaz ve dışkı çıkartmasının engellenmesi.

Crohn Hastalığında Yapılan Ameliyat Çeşitleri

Striktüroplasti

Bağırsak daralması (striktür) besinlerin buradan geçmesini zorlaştırabilir. Bağırsak kasları, besinleri ilerletmek ve önündeki darlığı geçmek için zorlandıkça ağrı da ortaya çıkar. Daralma ve tıkanmanın tedavisi için cerrahi şarttır ve kullanılabilecek çeşitli yöntemler vardır.

Daralmış olan ince bağırsak bölümünü (striktür) genişletmek için bir ameliyat yapılabilir (striktüroplasti). Bu ameliyatın avantajı bağırsağı kesip çıkartmadan darlığın giderilmesine olanak verilmesidir. Böylece bağırsak kaybı olmaz. Ek olarak bağırsakta birden fazla yerde darlık varsa bu işlem aynı anda birden çok yerde uygulanabilir. Fakat bu ameliyat tipi her hasta için uygun olmayabilir.

Rezeksiyon

Ameliyat sırasında hastalıklı bağırsak bölümünün dar kapsamlı olarak çıkartılması en sık uygulanan işlemdir. Buna rezeksiyon denir. Rezeksiyon sonrasında geride kalan iki bağırsak ucunun birbirine dikilmesi ile bağırsak devamlılığının sağlanmasına da anastomoz denir.

Crohn hastalığının tuttuğu bölüme göre yapılan rezeksiyon ve anastomozuna özel isimler verilir.

İleo-Çekal Rezeksiyon

Crohn hastalığında hem terminal ileumun hem de çekumun hastalanması oldukça sıktır. İnflamasyon ağırsa ve tedaviye dirençli ise bağırsağın hastalıklı kısmını çıkartmak gerekli olabilir. İnce bağırsağın son kısmı (terminal ileum) ve kalın bağırsağın başlangıç kısmının (çekum) çıkarılmasına (rezeke edilmesine) ileokolik rezeksiyon ve bağırsak devamlılığının sağlanmasına ileokolik anastomoz denir. Ardından, ince ve kalın bağırsağın geride kalan iki sağlıklı ucu birleştirilir. Bu ameliyat ileo-çekal rezeksiyon olarak bilinmektedir. Eğer kalın barsağın ilk kısmı da etkilenmişse, ince bağırsağın son kısmı ile birlikte bu sefer kalın bağırsağın sağ kısmını tamamen çıkartmak gerekir. Bu ameliyata sağ hemikolektomi denir.

Kolektomi ve İleo-Rektal Anatomoz

Tüm kalın bağırsağın ciddi derecede hasta olduğu durumlarda kalın bağırsak tamamı ile çıkarılır. Kalın bağırsaklarının son bölümü olan rektum hastalıktan etkilenmemiş ise bu ameliyat tercih edilir. İnce bağırsak (ileum) doğrudan kalın bağırsağın son bölümü olan rektum ile birleştirilebilir. Buna “total kolektomi ve ileorektal anastomoz” ameliyatı denir.

Total Kolektomi

Hastalığın seyri sırasında tüm kalın bağırsak şiddetli hastalandı ise bu durumda kalın bağırsağın tamamının çıkarılması gerekebilir. Geride kalın bağırsağın son bölümü olan rektum bırakılır. Acil şartlarda yapılan bu ameliyatta bağırsak devamlılığını sağlamak mümkün olmayabilir. Hastanın genel durumu genelde çok düşkün olabilir veya karın içindeki bulgular bağırsak devamlılığını sağlamaya izin vermeyebilir. Bu durumda geride kalan ince bağırsak karın ön duvarına - cilde ağızlaştırılır ve bağırsak içerikleri torbaya alınır (İleostomi). Diğer taraftan geride kalan rektum üst ucu ya karın içinde kapatılır veya ayrı bir yerden o da karın cildine ağızlaştırılır.

Protokolektomi ve İleostomi

Hastaların %15 inde, Crohn hastalığı, yalnızca kalın bağırsağı tutmuştur. Bu hastalarda kalın bağırsak ve rektumun tümüyle çıkarılarak (proktokolektomi) kalıcı bir ileostomi (ince bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılması) açmak gerekebilir. Cerrahi tedavi, uzun dönem boyunca, hastalığı gerileterek, ilaç kullanım gerekliliğini ortadan kaldırır.

Crohn Hastalığı Tekrarlar Mı?

Günümüzde Crohn hastalığının ilaçla veya ameliyat ile keskin tedavisi sağlanamamıştır. Bu nedenle Crohn hastalığı tanısı ile ameliyat olmuş bir hastada cerrahi girişimden 2 yıl sonra hastalığın tekrarlama olasılığı %20, 3 yıl sonra %30 ve 5 yıl sonra %50’dir.

Crohn Hastalığında Ameliyattan Kaçınılabilir Mi?

Hastaların ¾’ü, hayatlarının bir döneminde, cerrahi tedaviye gereksinim duyarlar. Bu cerrahi tedavinin bir kısmı hayatı tehdit eden nedenlerden dolayı acil olarak yapılır. Bunlar aşırı kanama, bağırsak delinmesi, karın iç zarı iltihabı (peritonit), karın içi absesi bağırsak tıkanıklığı ve toksik megakolon (kalın bağırsağın ani genişlemesi ve bağırsak kas hareketlerinin kaybı) gibi nedenlerdir.

Bunun yanında hastalığın seyri sırasında, ilaç tedavisine karşın belirti ve bulguların baskılanmaması, ilaç yan etkileri, ilaca bağımlılık nedenleri ile de cerrahi tedavi gerekebilir. Bunlara ek olarak apse gelişimi veya fistül (bağırsak ile başka bir organ veya karın cildi arasında oluşan anormal kanal) oluşması ya da ciddi anal (makat bölgesi) tutulum, cerrahi gerektirebilen diğer durumlardır. Ancak bu bulguları olan herkesin cerrahi tedavi olması gerekmez.

Unutulmaması gereken önemli nokta, ne İLAÇ ne de CERRAHİ TEDAVİNİN hastalığı KESİN tedavi edici olmadığıdır.

Ameliyat ile (Cerrahi) tedavideki amaç, hastanın ilaç ile kontrol altına alınamayan ve ciddi sorun oluşturan bulgularını düzeltmektir. Ameliyat sırasında cerrah ince ve kalın bağırsağı korunabildiği kadar koruyarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlar. Bağırsakların korunması besin maddelerinin emilimi için çok önemlidir. Buna karşın hastaların bir kısmında ikinci hatta üçüncü kez cerrahi tedavi gerekmektedir.

Crohn Hastalığında Beslenme

İnflamatuar bağırsak (barsak) hastalıklarında, diğer hastalıklardan farklı olarak genelleştirilmiş bir diyet yoktur. Her hasta farklıdır ve kurallar her hasta için ayrı belirlenmelidir.

Hastalığın akut alevlenmelerinde beslenme diğer dönemlere göre farklıdır. Bütün inflamatuar bağırsak hastaları için diyetlerine dikkat etmeleri önemlidir. İlaç, cerrahi girişim ve destekleyici tedbirler yanında, beslenmenin düzenlenmesi hastalığın tedavisinde temel unsurlardan biridir.

İnflamatuar bağırsak hastalığında beslenme nasıl olmalıdır?

Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin nedenleri bilinmemektedir. İkisinde de hastalığın nedeni beslenme değildir. Bununla birlikte her iki hastalıkta da bazı beslenme faktörleri vardır ki, bunların hastalığın oluşmasında, gelişmesinde, klinik evresinde, sıklığında ve akut hastalık alevlenmelerinin şiddetinde rolü vardır. Birçok hastada yetersiz beslenme durumu ve kilo kaybı görülür.

Hastalık alevlendiğinde, beslenme ile ilgili bilinmesi gerekenler nelerdir?

Her hasta için değişmekle birlikte, beslenme durumu hızla bozulma eğilimine girer. Günde 5, 10 hatta 20 kez ishal ile, belirgin su ve elektrolit kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı alımı sağlanmalıdır.

Hastanın durumunun kötüleştiği gözlenir gözlenmez normal diyetten sıvı diyete geçilirse, çoğu hastada hastaneye yatmaya gerek olmaz. Ancak, bazen sıvı diyetler yetmediğinde hazır beslenme (oral nütrisyon) ürünleriyle desteklemek gerekir. Bunun da yeterli olmadığı durumlarda sindirim kanalına bir tüp yerleştirerek tüple beslenme planlanmalıdır. Tüple beslenmenin yetersiz olduğu durumlarda ise besin öğesi içeren solüsyonların serum ile direk kan dolaşımına verilmesi gerekebilir. Böylece mide ve bağırsak sistemi tamamıyla dinlenmeye alınmış olur. Bu durumun, hem avantaj hem de dezavantajı vardır. Bağırsak hücrelerinin fonksiyonlarını yitirmesini önlemek için, hastalar mümkün olan en kısa zamanda, damar yolu ile beslenmeye ilave olarak oral veya tüp ile beslenmeye başlatılmalıdır.

Neleri tolere edip, neleri edemediğinizi nasıl bulabilirsiniz?

Ne doktorunuz, ne diyetisyeniniz, ne bir başka hasta, ne de bir kitap veya başka bir şey hangi yiyeceği tolere edip edemeyeceğini veya hangisinin karın ağrısı, ishal veya şişkinlik gibi yakınmalara sebep olacağını söyleyemez. Bunu kendiniz bulmalısınız. Bu nedenle günlük tutarak hangi besin maddeleri size daha rahatlatıyor not almanız gerekir. Bağırsak hareketleri, karın ağrısı, şişkinlik gibi yemekle ilgili değişiklikleri ve tam zamanlarını da bu notlara ilave etmelisiniz. Bunu yaparsanız, kısa sürede neleri tolere edemediğinizi belirleyebilirsiniz. Bu besinlerden kesinlikle kaçınınız! Hastalığın şiddetli dönemi geçince - bir süre sonra yiyecekleri tekrar test edebilirsiniz.

Bütün inflamatuvar bağırsak hastalarına en önemli tavsiye; Tolere edebildiğiniz her şeyi yiyin fakat beslenme günlüğü tutun!

İçecekler için de sınırlamalar var mıdır?

İnflamatuvar bağırsak hastaları sağlıklı insanlar gibi günde en az 1,5 litre sıvıya ihtiyaç duyarlar. Akut alevlenmelerde ishal ile kaybedilenin yerine koymak için daha fazla sıvı tüketilmelidir. Bu sırada gözlenen kilo kaybının nedeni artan sıvı kaybıdır. Meyve suları (özellikle turunçgillerin suları) birçok hastada bağırsağı rahatsız eder. Koyu kahve ve çay bağırsak (barsak) hareketlerini artırır ve ishali uzatabilir, şiddetlendirebilir. Alkollü içecekler, inflamatuvar barsak hastaları için problemdir. Bununla birlikte, alkol ile inflamatuvar barsak hastalığı gelişmesi arasında bir ilişki yoktur.

Hastalığın sakin olduğu (semptomsuz) dönemlerde beslenme nasıl olmalıdır?

Bütün hastalar, hastalığın alevlenmemesi için beslenmeyle ilgili alınması gereken önlemler konusunda bilgilenmek ister. Ancak, inflamatuvar barsak hastalarında inflamasyonun yeniden meydana gelmesini önleyecek bilinen bir diyet veya beslenme formu yoktur.

Semptomsuz dönemlerde beslenme önerileri;

  • Besin ihtiyaçlarınızı karşılayacak kadar yiyin (vücut ağırlığının her kg’ı için 30-40 kcal, yüksek proteinli yiyecekler, vitamin ve mineraller)
  • Tolere ettiğiniz her şeyi yiyin (Beslenme günlüğü kullanarak yiyeceklere toleransınızı test edin)
  • Lifden zengin yiyecekleri çok yiyin
  • Hiç şeker kullanmayın (kullanacaksanız da az olsun)
  • Beyaz unla yapılmış ürünlerin yenmesini sınırlayın (beyaz ekmek gibi)
  • Doymuş yağlardan kaçının (margarin)
  • Düzenli balık yiyin

Crohn Hastalığında Beslenme

Crohn Hastalarında Gebelik

Ülseratif koliti (ÜK) olan kadınlar hamile kalabilme (fertilite) bakımından genel popülasyonla aynı şansa sahiptirler. Ülseratif koliti (ÜK) aktif veya iyileşme durumunda olan kadınlarda hastalık hamile kalmayı etkilememektedir. Hastaların gebelik öncesinde iyileşme haline sokulması ve gebelik süresince de iyileşme halinin sürdürülmesi en uygun tedavi yaklaşımıdır. Gebelik öncesinde medikal tedavi ile iyileşme halinde olan hastalarda gebelik süresince bu durumun sürdürülmesi için gerekli olan en düşük dozda tedavi sürdürülmelidir.

Gebelik sırasında yarı yarıya hastalık alevlenebilir, ya da iyileşebilir. Bazı hastalarda doğumu takiben birkaç hafta içinde alevlenme olabilir.

Bağışıklık sistemini etkileyen Azothioprine (Imuran) tedavisi almakta olan hastalar gebe kalmaktan kaçınmalıdır. Sulfasalazine (Salozoprin), meselazine (Salofalk) gibi ilaçlar gebelik sırasında, emniyetle kullanılabilir. Gebelik sırasında hastalığın alevlenmesi halinde lavman yolu ile veya ağızdan kortizon kullanmak gerekebilir. Kortizonun anne karnındaki bebeğe zararlı etkisi gösterilmemiştir. Bununla birlikte yüksek dozda kortizon hapları almakta olan hastaların bebeğini emzirmemesi önerilir.

Hastaya hamile kalmadan önce hastalığının aktif olmayan dönemde olmasının gerektiği anlatılmalıdır.

Crohn Hastalarında Gebelik

Cerrahi tedavi düşünülen hastalarda bu işlem mümkünse gebe kalınmadan önce (tercihen en az 1 yıl önce) yapılmalıdır.

Crohn Hastalığı Ve Kanser Riski

Crohn hastalığında, Ülseratif kolit hastalığına oranla daha az da olsa kanser gelişme riski vardır. Yaklaşık 10-15 yıldan uzun süre aktif Crohn hastalığı olanlarda kanser gelişme olasılığı artmaktadır. Bu nedenle hastaların düzenli doktor kontrolünde kalması gereklidir.

Spastik Kolit ile İltihabi Bağırsak Hastalıkları Arasında İlişki Var mıdır?

Spastik kolit hastalığı (irritabıl bağırsak sendromu - ibs) aslında iritabıl bağırsak hastalığı yerine kullanılan yanlış bir deyimdir. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı, iritabıl bağırsak hastalığından farklıdır. Her ne kadar iritabıl bağırsak hastalığında da ishal ve karın ağrıları gözlense de inflamasyon (iltihabi reaksiyon) yoktur.

Çocuklarda Ve Ergenlik Çağında Crohn Hastalığı

İnflamatuvar (iltihabi) bağırsak hastalığı çocuklarda ve ergenlik döneminde büyümeyi engelleyebilir. Ergenliğe geçiş dönemi gecikebilir. Bu durum bağırsaktaki inflamasyonun (iltihabın) tedavi edilmesi ile düzelir.

Çocukluk ve ergenlik çağında, hastalığın sistemik (bağırsak sistemi dışında - ekstraintestinal) bulguları, bağırsak bulgularından daha ön planda olabilir. Bu nedenle çocukluk döneminde gelişme geriliği, yorgunluk, halsizlik, güçsüzlük, iştahsızlık, ateş, kilo alamama şikayetlerinde akla iltihabi bağırsak hastalığı gelmelidir.

İltihabi bağırsak hastalığı olan çocukların anne ve babaları çocuklarının hasta olmasında kendilerini hatalı görürler. Anne-babaya ait hiçbir davranış ve psikososyal sorun, çocuklarında, hastalığın gelişimine neden olmaz. Anne-baba açısından en önemli nokta çocuğun gelişme geriliğinin erken dönemde fark edilmesi ve buna göre önlemlerin alınmasıdır.

Diğer önemli bir nokta, hastalık hakkında çocuğun bilgilendirilmesidir. Hastalığın tüm seyri ve tüm komplikasyonlar, detayları ile anlatılmadan ona hastalık hakkında bilgi aktarılabilir. Çocuğun hastalık hakkında soru sorması desteklenmeli ve aklındaki belirsizlikler giderilmelidir.

Crohn Hastalığında Tedavi Bir Ekip İşidir

Hastalık birçok organ sistemini etkilemektedir. Bu nedenle hastalığın tedavi planlaması bir ekip işidir. Tedavi şeklinin belirlenmesinde hastalığı asıl takip eden doktor, gastroenterolog, cerrah, diyetisyen ve gereğinde diğer branş doktorları hep birlikte karar verirler. Bu nedenle Crohn hastalarının multidisipliner bir şekilde takip ve tedavi edilmesi gerekir.

Crohn Hastalığı ve Yaşam

Tedavi ile bulguları kontrol altına alınan hastalar eski yaşamlarına dönerler. Uzun dönem ilaç tedavisi ve hastanede yatmalarına karşın hastalar genelde işlerine devam eder, evlenir, yaşam kurar ve aile hayatlarına başarı ile sürdürebilirler.

Crohn Hastalığı ve Yaşam

Ender olarak bazı hastalarda, uzun süren, devamlı tedavi ve doktor kontrolü gerektiren iltihabi bağırsak hastalığı nedeni ile ruhsal problemler görülebilir. Bu ruhsal problemlerin hastalığın bir nedeni olarak değil, sonucunda geliştiği unutulmamalıdır. Çocuk hastalarda bu ruhsal problemler ve huzursuzluk daha belirgin olabilir. Bu nedenle psikolojik destek alınabilir.

Crohn Hastalığında Hatırlanması Gerekenler

  • Crohn hastalığı sindirim kanalını tutan kronik inflamatuvar (iltihabi) bir hastalıktır. Ağızdan makat (anüs) bölgesine kadar sindirim sisteminin tüm parçalarını tutabilmesine rağmen sıklıkla ince bağırsağın son kısımlarını ve/veya kalın bağırsağı tutar.
  • Ülseratif kolit ile birlikte inflamatuar barsak hastalıkları grubunu oluştururlar.
  • Sindirim kanalının herhangi bir parçasını tutması nedeniyle semptomlar, (belirtiler) tuttuğu bölgeye göre değişebilir. En sık belirtiler; kramp tarzında karın ağrısı, ishal, ateş, kilo kaybı, halsizlik, güçsüzlük ve şişkinlik hissidir.
  • Doktor, klinik bulgu ve belirtileri olan hastaların ayrıntılı hastalık öyküsü ve muayenesi ile birlikte bazı testlerin yapılmasını ister. Bunlar, kan, idrar ve dışkı tahlilleri ve bağırsağın radyolojik ve endoskopik incelemeleridir.
  • İlaçlar ile hastalığın bulguları kontrol altına alınabilir veya azaltılabilir. Fakat hastalığı tam olarak tedavi edemez.
  • Ameliyat ile (Cerrahi) tedavi hastalığı ortadan kaldırmaz. Cerrahi tedavideki amaç, Crohn hastalığının ciddi olarak etkilediği bağırsak bölgelerine müdahale ederek hastanın yaşam kalitesini düzeltmektir.
  • İnflamatuar bağırsak hastalıklarında, diğer hastalıklardan farklı olarak genelleştirilmiş bir diyet yoktur. Her hasta farklıdır ve kurallar her hasta için ayrı belirlenmelidir.
  • Crohn hastalığı sık olmamakla beraber kalıtım yolu ile geçebilen bir hastalıktır fakat hamile olan kadınların çocuklarına hastalığın bulaşma yolu ile geçişi söz konusu değildir.
  • Tedavi ile bulguları kontrol altına alınan hastalar, yaşamlarına eskiden olduğu gibi devam ederler. Hastalar, uzun süren tedavi ve hastanede yatmalarına karşın genelde işlerine devam eder, evlenir, yaşam kurar ve aile hayatlarına başarı ile sürdürebilirler.

Etiketler;proktit, rektit, iltihabi hastalık, itihabi barsak, kanlı ishal, makat ağrısı, makatta akıntı, anal fisür, apse, crohn belirtileri, crohn hastalığı kimlerde görülür, crohn hastalığı sindirim sistemi, crohn hastalığı nasıl teşhis edilir, crohn hastalığı nasıl geçer, crohn hastalığı nasıl tedavi edilir, crohn hastalığı hangi organlara, crohn koliti, crohn ile ülseratif kolit, crohn bağırsak hastalığı, ülseratif kolit & crohn hastalığı, crohn hastalığı tanısı, crohn hastalığı teşhisi, crohn hastalığı tedavisi, crohn hastalığı tekrar görülme, crohn tekrar görülür mü, crohn hastalığı ameliyatı, crohn hastalığı hangi doktor, crohn beslenme, crohnda beslenme, crohn hastalığı nasıl beslenmeli, crohn hastalığı gebelik, crohn hastalığı gebe, gebelik ve crohn, crohn kanser riski, crohn hastalığı kansere neden olur mu, crohn hastalığı ve kanser, spastik kolit ve crohn hastalığı, crohn hastalığı ve ülseratif kolit, çocuk crohn, çocuklarda crohn hastalığı, crohn tedavisi, crohn ile yaşamak, crohn ile yaşam, crohn hastalığı ile yaşam, crohn nedir, crohn hastalığı nedir, crohn bağırsak hastalığı, bağırsakta crohn hastalığı