Takip Edin  facebook twitter youtube

Kanser Nedir?

Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışır. Bunları oluşturan hücreler de benzer şekilde belirli bir düzen içinde büyür, bölünür, çoğalır ve ölür. Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının kaybolması anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Bu kontrol dışı çoğalma gösteren anormal hücre topluluklarına kanser denir.

 kanser-nedir

Canlının oluşumunun ilk günlerinden erişkin yaşa kadar organları ve vücudumuzu meydana getiren dokulardaki normal hücreler hızla bölünüp, çoğalarak erişkin çağdaki vücut yapısının oluşmasını sağlarlar. Bu dönemden sonra normal hücre çoğalması belli bir düzeyde kalır. Bu hücre çoğalması her dokuda farklı olarak, o dokuyu oluşturan hücrelerin yenilenme ihtiyacına göre bir denge halinde sürer. Ölen ve hasar gören hücrelerin yerine hücreler çoğalır ve yeni hücreler yerlerini alır.

Normal hücrelerin aksine kanser hücreleri devamlı bölünür ve büyürler. Bu nedenle normal hücrelerdeki gibi belli bir programları yoktur. Normal hücreler belli bir zaman görevlerini yerine getirdikten sonra programlı olarak ölür ve yerlerini aynı dokudan olan yeni hücrelere bırakırlar. Kanser hücreleri ise bunun tam tersi ölmek yerine devamlı anormal şekilde çoğalarak normal hücrelerin gereksinimleri olan beslenme kaynaklarını da tüketirler ve bulundukları organların işlevlerini de bozabilirler.

Kanser hücreleri geliştikleri doku dışında, dolaşıma karışarak uzak organlara gidebilirler. Böylece kendi tercih ettikleri dokulara yerleşerek oradaki normal doku yerine kanserli dokuyu oluştururlar. Kanser hücrelerinin, oluştuğu yerden, başka doku ve organlara giderek yerleşmesine metastaz denir. Bu olayın olması için kanser hücrelerinin geliştiği dokudan kan veya lenf yolu ile vücut dolaşımına karışmaları gerekir. Fakat dolaşıma karışan her kanser hücresi de kanın gittiği her doku ve organa yerleşmez. Her ne kadar kanda kanser hücreleri olsa da bu hücrelerin belli bir seçiciliği vardır. Kanla gittikleri vücudun heryerinde metastaz yapmazlar. Kanser hücreleri metastaz yapacağı doku ve organda yerleşip çoğalabileceği belli bir ortam, belli özellikler ararlar. Böyle metastaz yolu ile yayılan kanserler yayıldığı organın kanseri olarak isimlendirilmez, metastaz olarak isimlenirler. Örneğin; kalın bağırsak kanseri karaciğere yayılınca karaciğer de oluşan kansere karaciğer kanseri denilmez. Karaciğerde oluşan bu kanser yine kalın bağırsak kanseridir.

Vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon hücre bulunur. Her birinin farklı görevleri vardır. Bu hücrelerin her birinin içinde 23 çiftten oluşan 46 kromozom vardır. Bu kromozomların 23’ü anneden 23’ü babadan çocuğa geçer. Bu kromozomlarda bulunan genler aracılığı ile hücreler fonksiyonlarını belirler ve görevlerini yaparlar.

Normalde genler, hücre içinde özel bir bölmede bulunan uzun ve büyük “DNA” molekül bölümleridir. Hücrenin çekirdeğinde bulunan kromozomlar bu DNA moleküllerini sarmalayıp koruyan yapılardır. “DNA”, hücrelerin ve vücudun çalışma ve fonksiyonlarının yerine getirilmesinden dış görüntümüze kadar tüm özelliklerimizin kontrolü ve yürütülmesi ve bu özelliklerin yavrulara geçmesinden sorumludur.

Başka bir anlatımla genler vücudumuzda görev alan her proteinin oluşmasını sağlayan tarifleri hazırlarlar. Normalde vücudumuzda binlerce protein görev yapar ve bizlerin yaşamını devam ettirebilmesi için her birinin çok farklı görevleri vardır. Bu proteinlerin bazıları saç rengimize bazıları göz rengimize karar verirken bazıları da kalın bağırsağı oluşturan dokulara karar verir. Dolayısıyla bütün bu proteinlerin oluşabilmesi içinde binlerce gene ve tarifine ihtiyaç vardır.

DNA her hücrede bulunur ve o hücrenin her türlü aktivitesini kontrol eder. Normal hücre çoğalması ve hücrenin programlı ölümü DNA tarafından kontrol edilir. DNA molekül yapısında meydana gelen bir değişme, ilgili genin değişmesi demektir. Buna bağlı olarak o genin kontrol ettiği yapı ve fonksiyonlarda değişir. Normalde vücudumuz hasarlı DNA’ları tamir eder. Fakat kanserli hücre oluştuğu zaman onun DNA’sı kontrol edilemez. Bu da kontrolsüz hücre çoğalmasına ve anormal fonksiyonal özellik gösteren hücrelerin gelişmesine neden olur.

Bazı durumlarda DNA’daki hasar nesilden nesile geçer ve bu yolla kalıtsal kanserler gözlenir.

Çoğu zaman DNA’daki hasar çevresel faktörlerle olur. Örneğin sigara içilmesi sonucu DNA’daki hasar sonucu başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanserin gelişmesine neden olur.

Kanser sıklıkla bir şişlik, kitle (tümör) olarak karşımıza çıkar. Kalın bağırsak kanseri de bağırsak duvarında bir kitle oluşturur. Bu kitle zaman içinde büyüyerek bağırsak lümenini tıkayabilir. Bunun yanında bazı kanserler örneğin lösemi (kan kanseri) kitle (tümör) oluşturmaz. Bunun yerine kanda veya kan üreten organ ve dokularda kanserli hücreler barındırır.

Vücudumuzda oluşan her şişlik ve kitle kanser bulgusu değildir. Örneğin yağ bezesi iyi huylu (kanser olmayan, benign, selim) bir tümördür. İyi huylu tümörler vücuda, çevre organlara yayılmaz (metastaz yapmazlar) ve hayatı tehdit etmez.

Her kanser hücresinin davranış şekli birbirinden farklıdır. Kanser hücreleri kaynaklandığı doku ve organa göre davranış gösterir. Örneğin akciğer kanseri ve kalın bağırsak kanserinin büyüme hızları, yayılımları ve tedaviye cevapları farklı farklıdır. Bu nedenle her kanser için farklı tedavi yönteminin seçilmesi gerekir.

Kanser tüm dünyada kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci en yüksek ölüm nedenidir. Yaklaşık olarak erkek nüfusunun yarısına yakını ve kadın nüfusun üçte birinden biraz fazlası tüm yaşamları boyunca kansere yakalanır. Günümüzde milyonlarca insan kanser ile yaşamaya devam etmektedir.

Kanser gelişmesine neden olan risk faktörleri, kişinin yaşam şekli, diyeti, kötü alışkanlıkları (örneğin: sigara) ile yakından ilişkilidir.

Ayrıntılı Bilgiler