KEMOTERAPİ
 
SIK SORULAN SORULAR
KEMOTERAPİ NEDİR ?
KANSER NEDİR ?
KEMOTERAPİ NASIL ETKİLİ OLUR ?
İLAÇ YAN ETKİLERİ NASIL OLUŞUR ?
KEMOTERAPİ İLAÇLARININ YAN ETKİLERİ

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
 

 

 

KEMOTERAPİ NEDİR ?

Vücudumuzda normal hücre çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının kaybolması, anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Kontrol dışı çoğalma gösteren ve nitelikleri değişmiş olan bu anormal hücre topluluklarına kanser denir. Kanser tedavisinde bu anormal çoğalan ve yayılan  hücreleri yok etmek ve/veya kontrol altına almak amaçlanır. Bunun için kullanılan ilaç tedavisine de kemoterapi denir.

KANSER NEDİR ?

Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışır. Bunları oluşturan hücreler, belirli bir düzen içinde büyür, bölünür, çoğalır ve ölür.  Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Devamlı çoğalan ve büyüyen bu kontrol dışı anormal hücre topluluklarına kanser denir.


Resmi Büyütmek İçin Tıklayınız

İnsanda oluşumunun ilk günlerinden erişkin yaşa kadar organları ve vücudu meydana getiren dokulardaki normal hücreler hızla bölünüp, çoğalarak erişkin çağdaki vücut yapısının oluşmasını sağlarlar. Bu dönemden sonra normal hücre çoğalması belli bir düzeyde kalır. Bu hücre çoğalması her dokuda farklı olarak, o dokuyu oluşturan hücrelerin yenilenme ihtiyacına göre bir denge halinde sürer. Ölen ve hasar gören hücrelerin yerine hücreler çoğalır ve aynı özellikteki yeni hücreler yerlerini alır.

Normal hücrelerin aksine kanser hücreleri devamlı bölünür ve büyürler. Bu nedenle normal hücrelerdeki gibi belli bir programları yoktur. Normal hücreler belli bir zaman görevlerini yerine getirdikten sonra programlı olarak ölür ve yerlerini aynı dokudan olan yeni hücrelere bırakırlar. Kanser hücreleri ise bunun tam tersi ölmek yerine devamlı anormal şekilde çoğalarak normal hücrelerin gereksinimleri olan beslenme kaynaklarını da tüketirler ve bulundukları organların işlevlerini de bozabilir.


Resmi Büyütmek İçin Tıklayınız

Tıkanıklık Yapmış Kalın Bağırsak Kanseri- Resim 3

Kanser hücreleri, geliştikleri doku dışında, dolaşıma karışarak diğer organlara gidebilir.  Kazandıkları kalıtsal özelliklere uygun dokulara yerleşerek oradaki normal doku yerine kanserli dokuyu oluştururlar. Kanser hücrelerinin, oluştuğu yerden, başka doku ve organlara giderek yerleşmesine metastaz denir. Bu olayın olması için kanser hücrelerinin geliştiği dokudan kan veya lenf yolu ile vücut dolaşımına karışması gerekir. Fakat dolaşıma karışan her kanser hücresi de kanın gittiği her doku ve organa yerleşmez. Her ne kadar kanda kanser hücreleri olsa da bu hücrelerin belli bir şeciciliği vardır. Kanla gittikleri vücudun her yerinde metastaz yapmazlar. Kanser hücreleri, yerleşip çoğalabileceği belli bir ortam, belli özellikleri olan organ ve dokuda metastaz yapar. Metastaz yolu ile yayılan kanserler yayıldığı organın kanseri olarak isimlendirilmez, metastaz olarak isimlenir. Örneğin kalın bağırsak kanseri karaciğere yayılınca karaciğer de oluşan kansere karaciğer kanseri denilmez. Karaciğerde oluşan bu kanser yine kalın bağırsak kanseridir ve bir metastazdır.

Vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon hücre bulunur. Her birinin farklı görevleri vardır. Bu hücrelerin her birinin içinde 23 çiftten oluşan 46 kromozom vardır. Bu kromozomların 23’ü anneden 23’ü babadan çocuğa geçer. Bu kromozomlarda bulunan genler aracılığı ile hücreler fonksiyonlarını belirler ve görevlerini yaparlar.

Normalde genler, hücre içinde özel bir bölmede bulunan uzun ve büyük “DNA” molekül bölümleridir. Hücrenin çekirdeğinde bulunan kromozomlar bu DNA moleküllerini sarmalayıp koruyan yapılardır. “DNA”, hücrelerin ve vücudun çalışma ve fonksiyonlarının yerine getirilmesinden dış görüntümüze kadar tüm özelliklerimizin kontrolü ve yürütülmesi ve bu özelliklerin yavrulara geçmesinden sorumludur.

Başka bir anlatımla genler, vücudumuzda görev alan her proteinin oluşmasını sağlayan tarifleri hazırlar.  Normalde vücudumuzda binlerce protein görev yapar ve bizlerin yaşamını devam ettirebilmesi için her birinin çok farklı görevleri vardır. Bu proteinlerin bazıları saç rengimize bazıları göz rengimize karar verirken bazıları da kalın bağırsağı oluşturan dokulara karar verir. Dolayısıyla bütün bu proteinlerin oluşabilmesi içinde binlerce gene ve tarifine ihtiyaç vardır.

DNA her hücrede bulunur ve o hücrenin her türlü aktivitesini kontrol eder. Normal hücre çoğalması, ve programlı ölümü DNA tarafından kontrol edilir. DNA molekül yapısında meydana gelen bir değişme, ilgili genin değişmesi demektir. Buna bağlı olarak o genin kontrol ettiği yapı ve fonksiyonlarda değişir. Normalde vücudumuz hasarlı DNA’ları tamir eder. Fakat kanserli hücre oluştuğu zaman onun DNA’sı kontrol edilemez. Bu da kontrolsüz hücre çoğalmasına ve anormal fonksiyonel özellik gösteren hücrelerin gelişmesine neden olur.

Kısaca kanser, genetik materyaldeki değişiklikler sonucu meydana gelir. Genetik materyaldeki değişiklikler bir çok nedenle olabilir. Bazı durumlarda DNA’daki hasar (genetik materyaldeki hasar) nesilden nesile geçer ve bu yolla kalıtsal kanserler gözlenir. Çoğu zaman DNA’daki hasar çevresel faktörlerle olur (radyasyon, çeşili ısınımlar, kimyasal maddeler, v.s.). Örneğin sigara içilmesi sonucu DNA’daki hasar sonucu başta akciğer kanseri olmak üzere bir çok kanserin gelişmesine neden olur.

KEMOTERAPİ NASIL ETKİLİ OLUR ?

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerinin çoğalmasını ve büyümesini engelleyerek etkili olurlar. Kontrolsüz çoğalma gösteren kanser hücreleri normal hücrelere göre aşırı derecede çoğaldıkları için, hücre çoğalma ve bölünmesini engelleyen kemoterapi ilaçlarına aşırı duyarlıdırlar.

KEMOTERAPİ İLAÇLARININ YAN ETKİLERİ NASIL OLUŞUR ?

Vücudumuzda normal olarak aşırı çoğalması gereken hücrelerde vardır. Fonksiyonları gereği aşırı çoğalan bu hücreler kemoterapi sırasında zarar görürler.  Normalde vücudumuzu kaplayan deri, mide – bağırsak kanalı, mesane (idrar torbası), kan hücreleri ve birkaç başka doku aşırı çoğalarak yenilenirler. Bu yenilenme o dokuların fonksiyonları için gereklidir.

Kemoterapi ilaçları kontrolsüz çoğalan kanser hücrelerine etki ederken aynı şekilde vücudumuzdaki fonksiyonların devamı için aşırı çoğalan normal canlı vücut hücreleri üzerine de etki ederler. Bu da normal hücrelerin zarar görmesine ve yan etkilerinin ortaya çıkmasına neden olur.

KEMOTERAPİ İLAÇLARININ YAN ETKİLERİ:

Kemoterapi ilaçlarının yan etkileri bir liste halinde aşağıda verilmiştir. Tüm kemoterapi ilaçları aşağıda liste edilen tüm yan etkilerin hepsine neden olacak demek değildir. Buna ek olarak bazı ilaçlar listede yer almayan yan etkilerde gösterebilir.

Kan hücrelerine bağlı yan etkiler

En önemli yan etkilerinden biridir. Kan hücreleri içinde alyuvar (kırmızı hücreler: eritrositler; dokulara ve hücrelere akciğerden oksijen taşırlar), akyuvar (beyaz hücreler: lökositler; vücudu enfeksiyonlara karşı korurular) ve trombositler (kanın pıhtılaşmasını sağlarlar) normal fonksiyonları için aşırı çoğalan hücrelerdir. Bu nedenle kemoterapi ilaçları bu hücrelerin hepsinin kandaki miktarını azaltırlar. Bu geçici bir durumdur. Kemoterapi bitince düzelir.

Verilen kemoterapi ilaçlarının türüne göre değişmekle birlikte bir iki hafta içinde kan hücre düzeylerinde azalma olabilir. Kırmızı hücrelerdeki azalma, anemi denilen kansızlığa yol açar. Hastada halsizlik, yorgunluk ve nefes almakta sıkıntı gözlenir. Bazen kan nakli gerekebilir.

Aşağıdaki bulguları fark edince hemen doktora haber verilmelidir.

  • çabuk yorulma
  • kuvvet kaybı
  • halsizlik
  • nefes darlığı
  • göğüs ağrısı
  • göz kararması
  • kulak çınlaması

Beyaz hücrelerde azalma olmasına nötropeni denir. Bu durumda vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Salgın mikrobik hastalıklarla mücadale zorlaşır.

Aşağıdaki bulguları nötropeniyi düşündürmelidir.

  • Ateş (380 C üzerinede ateş)
  • üşüme
  • öksürük
  • boğaz ağrısı
  • deride döküntüler
  • idrar yaparken ağrı
  • şiddetli ishal

İnfeksiyonlardan korunma, soğuk algınlığı olan kişilerle temastan kaçınılması gerekir. Kalabalık ortamlarda bulunulmaması, hijyen kurallarına uyulması, besin maddelerinin dikkatli şeçimi önemlidir.

Trombositlerin (platelet) azalmasına trombositopeni denir. Bu durumda küçük bir yaralanma ve keside aşırı kanama problemleri  olabilir. Buna ek vücut içinde iç kanamalar olabilir. Bunlardan beyin kanamasına bağlı felç ve ölüm gelişebilir.

Aşağıdaki bulgular trombositopeniye işaret eder.

  • kolay morarma
  • küçük kesilerde aşırı kanama
  • idrar ve dışkıda kan
  • şiddetli baş ağrısı
  • kanamanın durmaması

Kanamayı artıran aktivitelerden kaçınmak gerekir. Jilet kullanımı, tırnak törpüleme, tırnak kesme, diş iplerinin kullanımı aktivitelerinden kaçınmak gerekir. Diş fırçalarken bile çok dikkatli olunmalıdır. Kemoterapi altında fiziksel egzersizler yapılabilir. Fakat ağır yaralanmaya neden olabilecek egzersizler yapılmamalıdır.

Bu yan etkiler kan transfüzyonları (kan verilmesi) ile ve yeni ilaç tedavileri ile desteklenir. Doktorlar hastayı kan sayımı ile takip etseler bile hastalar belirti ve bulguları kendileri de takip etmelidir.

Bulantı ve kusma

Bazı ilaçlar şiddetli bulantı ve kusmaya neden olabilir. Bu yan etkiden korunmak için bulantı ve kusmayı önleyen ilaçlardan yararlanılabilir. Kemoterapi öncesi berrak sıvıların alınması hastalarda bulantıyı azaltır.

Kemoterapi sırasında yemeklerin tadı eskisi gibi güzel değildir. İştah azalır. Fakat hastaların kalori ihtiyaçlarını belli oranda karşılamaları gerekir. Bu nedenle az az porsiyonlar halinde yemeklerini tüketmeleri gerekir.

Şaç kaybı

Kemoterapinin diğer bir yan etkisidir. Alopesi diye de bilinen bu yan etki her kemoterapi ilacı ile oluşmaz.

Saç köklerindeki hücreler saçların büyümesinden ve devamlılığından sorumludur. Bu hücrelerde kemoterapi ilaçlarından etkilenir. Saç kaybı sadece kafa derisinde değil tüm vücudu etkileyebilir. Saç kaybı etkisi geçicidir. Saçlar tekrar büyüyünce farklı renk ve özellikte olabilir.

Bu durumda peruk kullanılmasının herhangi bir zararı yoktur. Peruk kullanmak istemeyen hastalar güneş ışınlarından korunma yöntemlerini uygulamalıdır (geniş sapka veya baş örtüsü).

Boğaz ağrısı

Ağız boşluğu ve boğaz iç yüzeyini örten tabaka hızla yenilendiği için bu bölgedeki hücrelerde kemoterapiden etkilenir. Bu bölge aynı zamanda boğaz enfeksiyonları açısından da çok hassastır. Devamlı dış ortamdan gelen mikroorganizmalar ile iltihabi boğaz hastalıkları gelişebilir. Buna “stomatit” denir. Bazen yutkunmak zor ve ağrılı olur.

Ağız sağlığına dikkat edilmesi  gerekir. Oral hijyen ve diş bakımı çok önemlidir. Zaman zaman ağız boşluğunun kontrolü gerekir. Kanamalı bir yara, leke var mı bakılması, enfeksiyonlardan korunma erken tanı için gerekir.

Asitli, karbonatlı içeceklerden, baharatlı ve acı yemeklerden uzak durulması gerekir.  Ağız içinin devamlı ıslak ve nemli tutulması yararlı olabilir.

İshal

Mide bağırsak kanalını örten hücreler devamlı bölünerek yenilendiği için bu bölge de kemoterapiden çok etkilenir. Bu nedenle hastalarda ishal (diyare) gelişebilir.

Sindirimi zor gıdalar (süt ve büyük yeşil yapraklı sebzeler, baharatlı yemekler) ishali şiddetlendirir. Berrak sıvılar genellikle tolere edilir. İshali olan hastanın bol sıvı alması çok önemlidir.

İshal günde 3 kereden fazla veya kanlı ise hemen doktora haber verilmelidir. İç kanamanın veya enfeksiyonun bir bulgusu olabilir.

Kabızlık

Bazen ishalin tam tersine kemoterapi ilaçlarına bağlı kabızlık gelişebilir. Posalı diyet bu sorunu çözmemize yardımcı olur. Sorun şiddetlenirse dışkı yumuşatıcı ilaçlardan yararlanılabilir. Hastanın aşırı derecede ıkınması hemoroidlerin kanamasına neden olabilir. Bu nedenle erken önlem alınması gerekir.

Deri üzerine etkiler

Vücudu kaplayan deri hızla bölündüğü için bu hücreler kemoterapiye çok duyarlıdırlar. Bu durum deride aşırı kuruma ve güneşe karşı duyarlılığa neden olur.

Nemlendirici kremler kullanılması şikayetleri azaltabilir. Hastaların bulutlu havalarda dahi güneşten korunmaları çok önmelidir.

Fertilite ve Cinsel ilişki

Kemoterapi sperm kalitesini ve sayısını etkiler. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen babaların kemoterapi öncesi sperm bankası ile görüşmeleri önerilir.

Kemoterapi ilaçları ana rahmindeki bebekler üzerine de zararlı etkileri vardır. Bu nedenle kemoterapi alan kadınların doğun kontrol yöntemlerini kullanması gerekir. Bazı kadınlarda adet kanamasının zamanı değişebilir ve hatta hiç adet kanaması olmayabilir. Fakat yinede doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması gerekir.

Kemoterapi vajinal (haznede) kuruluğa neden olur. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında ağrı olabilir. Suda eriyen kayganlaştırıcı ilaçlar bu şikayetleri azaltabilir.

Genel olarak yukarıda sıralanan yan etkiler dışında kullanılan kemoterapi ilacına ve dozuna, hastanın kanserinin tipine, hastalığın evresine, hastanın sağlık durumuna göre de yan etkiler değişir. Örneğin bazı kemoterapi ilaçları kalp, akciğer ve sinirleri etkileyebilir. Bu durumda doktordan tedavi öncesi ilaçlar ve yan etkileri hakkında bilgi edinilmesi yararlı olur.

Her kanser hücresinin davranış şekli birbirinden farklıdır. Kanser hücreleri kaynaklandığı doku ve organa göre davranış gösterir. Örneğin akciğer kanseri ve kalın bağırsak kanserinin büyüme hızları, yayılımları ve tedaviye cevapları farklı farklıdır. Bu nedenle her kanser için farklı tedavi yönteminin seçilmesi gerekir.


 


Sayfa
Başına Git
Site Hakkında   ::  Eleştiri ve Katkılarınız   ::   Yasal Uyarılar   ::      :: Ana Sayfa   ::        Prof. Dr. M. Ayhan Kuzu, Tüm Hakları Saklıdır.