ARAMA:
RADYOTERAPİ
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
 

 

 

Bu Makaleye Puan Verin

displayRating('Radyoterapi',5); ?> 5 üzerinden displayRateValue('Radyoterapi'); ?> puan. Puan veren: displayTotalNumberOfRatings('Radyoterapi'); ?> kişi

Bu Makale İle İlgili Görüşlerinizi İletin / Eklenmesini İstediğiniz Bilgileri Yazın

Adınız:        Email Adresiniz: 

Mesajınız :   

SIK SORULAN SORULAR
   RADYOTERAPİ
   KANSER NEDİR ?
   RADYOTERAPİ NASIL ETKİLİ OLUR ?
   RADYOTERAPİ NASIL UYGULANIR ?
   YAN ETKİLERİ NELERDİR ?
RADYOTERAPİ

Kanserli hücrelerin tahrip edilmesi için iyonize radyasyonun kullanılmasına radyoterapi denir. Günümüzde bir çok kanserin tedavisinde radyoterapi kullanılmaktadır. Her ne kadar tedavide güvenilirlikle kullanılsa da tüm tedavi alternatiflerinde olduğu gibi radyoterapinin de yan etkileri vardır.

Bu bölümde radyasyon tedavisi ve yan etkileri hakkında bazı bilgileri hastaya aktarmak, böylelikle hastanın tedaviye uyumunu artırmak amaçlanmaktadır.

KANSER NEDİR ?

Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışır. Bunları oluşturan hücreler de benzer şekilde belirli bir düzen içinde büyür, bölünür, çoğalır ve ölür.  Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının kaybolması anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Kontrol mekanizmaları ortadan kalkınca hücreler devamlı çoğalır ve anormal hücre toplulukları oluşturur. Bu kontrol dışı çoğalma gösteren anormal hücre topluluklarına kanser denir. Normal hücrelerdeki gibi belli bir programları yoktur. Normal hücreler belli bir zaman görevlerini yerine getirdikten sonra programlı olarak ölür ve yerlerini aynı dokudan olan yeni hücrelere bırakırlar. Kanser hücreleri ise bunun tam tersi ölmek yerine devamlı anormal şekilde çoğalarak normal hücrelerin gereksinimleri olan beslenme kaynaklarını da tüketirler ve bulundukları organların işlevlerini de bozabilirler.


Resmi Büyütmek İçin Tıklayınız

Vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon hücre bulunur. Her birinin farklı görevleri vardır. Bu hücrelerin her birinin içinde 23 çiftten oluşan 46 kromozom vardır. Bu kromozomların 23’ü anneden 23’ü babadan çocuğa geçer. Bu kromozomlarda bulunan genler aracılığı ile hücreler fonksiyonlarını belirler ve görevlerini yaparlar.

Normalde genler, hücre içinde özel bir bölmede bulunan uzun ve büyük “DNA” molekül bölümleridir. Hücrenin çekirdeğinde bulunan kromozomlar bu DNA moleküllerini sarmalayıp koruyan yapılardır. “DNA”, hücrelerin ve vücudun çalışma ve fonksiyonlarının yerine getirilmesinden dış görüntümüze kadar tüm özelliklerimizin kontrolü ve yürütülmesi ve bu özelliklerin yavrulara geçmesinden sorumludur. Başka bir anlatımla genler vücudumuzda görev alan her proteinin oluşmasını sağlayan tarifleri hazırlarlar.  Normalde vücudumuzda binlerce protein görev yapar ve bizlerin yaşamını devam ettirebilmesi için her birinin çok farklı görevleri vardır. Bu proteinlerin bazıları saç rengimize bazıları göz rengimize karar verirken bazıları da kalın bağırsağı oluşturan dokulara karar verir. Dolayısıyla bütün bu proteinlerin oluşabilmesi içinde binlerce gene ve tarifine ihtiyaç vardır.


Resmi Büyütmek İçin Tıklayınız

Tıkanıklık Yapmış Kalın Bağırsak Kanseri - Resim 3

DNA bütün hücrelerin her türlü aktivitesini kontrol eder. Normal hücre çoğalması, ve programlı ölümü DNA tarafından kontrol edilir. DNA molekül yapısında meydana gelen bir değişme, ilgili genin değişmesi demektir. Buna bağlı olarak o genin kontrol ettiği yapı ve fonksiyonlarda değişir. Normalde vücudumuz hasarlı DNA’ları tamir eder. Fakat kanserli hücre oluştuğu zaman onun DNA’sı kontrol edilemez. Bu da kontrolsüz hücre çoğalmasına ve anormal fonksiyonel özellik gösteren hücrelerin gelişmesine neden olur.

Kısaca kanser, genetik materyal denilen DNA daki değişiklikler sonucu meydana gelir. Genetik materyaldeki değişiklikler bir çok nedenle olabilir.

Bazı durumlarda DNA’daki hasar (genetik materyaldeki hasar) nesilden nesile geçer ve bu yolla kalıtsal kanserler gözlenir.

Çoğu zaman DNA’daki hasar çevresel faktörlerle olur (radyasyon, çeşitli ışınımlar, kimyasal maddeler, v.s.). Örneğin sigara içilmesi (nikotin) sonucu DNA’daki hasar, başta akciğer kanseri olmak üzere bir çok kanserin gelişmesine neden olabilir.

RADYOTERAPİ NASIL ETKİLİ OLUR ?

Radyasyon tedavisi vücut boşlukları içinden (internal) veya dışından (eksternal) uygulanabilir.

Dışardan uygulanan radyasyon tedavisinde (eksternal) tedavide özel bir cihaz kullanılır. Bu cihazların ürettiği X veya gamma ışınları vücutta kanserin olduğu bölgeye odaklanarak uygulanır.

İçerden uygulanan radyasyon tedavisinde radyoaktif kimyasal madde (kaynak) kanserin olduğu yere yerleştirilir.  Bu tedaviye brakiterapi denir.

Radyasyonun oluşturduğu yoğun enerji hücrelerin genetik materyallerinin bir kısmını harap eder. Böylelikle hücre bölünmesini durdurur. Bu nedenle radyoterapiye maruz kalmış hücrelerde ölür.

Kanser hücreleri aşırı çoğaldıkları için komşu normal hücrelere göre radyoterapiye daha hassastır. Buna karşın sağlıklı normal hücrelerde radyoterapiden etkilenirler. Özellikle fonksiyonları gereği normalde hızlı çoğalan deri, mide-bağırsak kanalı ve mesane hücreleri radyoterapiye hassastır.

RADYOTERAPİ NASIL UYGULANIR ?

Radyoterapiye başlamadan önce radyasyon tedavi ekibi tedavi planlaması yapar. Planlama için yapılan ziyarette “simülasyon” denilen işlem yapılır. Simülasyonda hedef bölge sınırları işaretlenir. Radyasyon ışınlarının vücuda girdiği alan, bazı referans noktalanır, boya ile işaretlenir. Deri üzerine konulan bu işaretler ile radyasyon tedavisi veren cihazın içindeki doğru pozisyon belirlenir. Bu sırada cihazdan ve duvara yerleştirilmiş işaretleyicilerden gelen kırmızı laser ışınları pozisyon sabitliği için gerekli olup vücuda herhangi bir zararı yoktur.

Daha sonra bilgisayarlı tomografi eşliğinde hedef alanın sınırları ve radyasyonun nereden uygulanacağı ve dozu tam olarak belirlenir. Bu ileri teknolojiler sayesinde radyasyon tedavi ekibi vücuda en az zarar verecek şekilde en doğru ışın tedavisinin nasıl verileceğini ayarlarlar. Böylelikle sağlıklı çevre organ ve dokular üzerine olan yan etkiler azaltılmaya çalışılır.

Tüm yapılanların amacı, çevredeki sağlıklı doku ve organlara zarar vermeden hedef bölgeyi tedavi etmektir. Simülasyon sonunda ekip bilgisayarlı tomografi bulgularını da değerlendirerek radyasyon tedavisinin nasıl verileceğini planlarlar. Genelde simülasyon sırasında radyasyon tedavisi başlamaz.

Radyoterapi sırasında hasta veya ışın bölgesinin hiç hareket etmemesi gerekir. Böylece radyasyon tedavisi her zaman aynı bölgeye etkin bir şekilde verilebilmektedir. Bazen bu amaçla ışın tedavi alanını sabitlemek için özel bazı hareket kısıtlayıcı kalıplar kullanılabilir.

Radyasyon tedavisi genelde günlük verilir. Pazartesiden Cuma gününe kadar kanser tipine göre 7-8 haftalık tedavi şemaları yapılır. Günlük tedaviler sıklıkla 20-30 dakikalık seanslar halinde verilir.

Radyasyon tedavisi alınan odada tedaviyi yapan ekip, hastanın  üzerindekileri çıkarıp özel bir hastane giysisi giyilmesini isteyebilir. Daha sonra pozisyon verilir. Bu işlemden sonra tedaviyi planlayan ekip odadan çıkar ve hastanın hareket etmeden normal şekilde soluyarak yatmasını ister. Bu sırada radyasyon tedavi cihazında mekanik sesler duyulması normaldir. Tedavi sonunda tedavi ekibinden birisi hastanın masadan kalkmasına yardım eder.

Radyasyon tedavisinin ilk gününde doktor hasta ile tedavi hakkında görüşerek ona bilgi verir. Tedavi süresince haftada en az bir kez olmak üzere rutin doktor kontrolleri yapılır.

RADYASYON TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR ?

Her kanser tipine uygulanan radyasyon dozu ve tedavisi farklı olduğu için yan etkilerden genel olarak bahsedilecektir.

Radyasyon tedavisi yorgunluğa neden olabilir. Bu nedenle iş gücünü azaltmak gerekir. Buna ek tedavisi sırasında bulantı ve kusma gelişebilir. Bu amaçla ilaç kullanılması, şikayetleri azaltır.

Işın sahasındaki deri bölgesinde bir takım değişiklikler olur. Deride kıllarda dökülme, kuruma ve renk değişikliği en belirgin olanlarıdır. Bazı özel losyonlarla bu hasar azaltılabilir. Giysilerin bol ve rahat seçilmesi de önemlidir.

Radyasyon tedavi sahası içine bağırsaklar ve idrar torbası giriyorsa idrarda ve Dışkıda Kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, ishal görülebilir. Bu şikayetler zamanla azalır.

Tedavi sahasına giren sinirlerde radyasyondan etkilenebilir. Sinirlerin dağıldığı alanda his kaybı, güçsüzlük olabilir. Örneğin meme kanseri nedeni ile göğüs duvarının ışınlanması kolda sinir hasarına neden olabilir.

Radyasyon tedavisi kısırlığa neden olabilir. Çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin tedavi öncesinde, bu durumu aile planlaması üniteleri ile konuşmaları tavsiye edilir.

Fertil çağlarındaki (çocuk sahibi olma) kadınların ışın tedavisi sırasında her ihtimale karşı hamile kalmamaları için kontraseptif (koruyucu önlemler) kullanmaları çok önemlidir. Radyasyon tedavisi ana rahmindeki çocuk için çok zararlıdır.

Radyasyon tedavisi öncesinde ve/veya birlikte Kemoterapi (ilaç tedavisi) şemaları uygulanırsa, hastanın kan hücrelerinde azalma olabilir. Bu nedenle, tedavi boyunca sık aralıklarla kan tetkikleri yapılır.



Site Hakkında       Eleştiri ve Katkılarınız        Yasal Uyarılar        Ana Sayfa             Prof. Dr. M. Ayhan Kuzu, Tüm Hakları Saklıdır.