Kolon Kanseri - Rektum Kanseri - Kalın Bağırsak Kanseri - Bağırsak Kanseri


İnce Bağırsak Kanseri

İNCE BAĞIRSAK TÜMÖRLERİ

 İnce bağırsaklar sindirim kanalının büyük bir bölümünü kapladığı halde tümör – kanser gelişimi ender olarak görülür. Tüm sindirim kanalı kanserlerinin %1-3 kadarı ince bağırsaklarda oluşur. Kabaca önemini oran vermek gerekirse kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) 30 kat daha sık gözlenmektedir.

En sık görülen ince bağırsak tümörleri adenokarsinom, karsinoid, gastrointestinal stromal tümör (GİST) ve lenfomadır.

İNCE BAĞIRSAK KANSERİ – ADENOKARSİNOM

Çok yavaş ve sinsi ilerler. İnce bağırsak içeriği sıvı olduğu için hastalarda şikayetlerin ortaya çıkması geç dönemde olmaktadır. Genellikle yemek sonrasında ortaya çıkan karın ağrısı ile birlikte bulantı ve kusmaya neden olur. Tümörün büyümesi ile bağırsakta darlık, bağırsakta tıkanık gelişebilir. Bu durumda hastada karın ağrısı, gaz ve dışkı çıkaramama, karında şişkinlik, bulantı ve kusma gibi bağırsak tıkanıklığı bulguları gözlenir. Yine sinsi ve yavaş büyüyen bir kanser olduğu için hastalıkta geçen zaman içinde gözle görünmeyen gizli kan kaybına bağlı demir eksikliği anemisi yani kansızlık meydana gelir. Düzenli olarak beslenme bozukluğu sıklıkla bu şikayetlere eşlik eder ve hastalarda hızlı kilo kaybı görülmektedir.

İnce bağırsak kanserleri ince bağırsağın farklı bölümlerinde görülebilir. En sık on iki parmak bağırsağı (duodenum), jejeunum ve ileumda yerleşir.

Tanı için dikkatli bir muayene, endoskopik ve radyolojik görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç vardır.

Endoskopik yöntemler:

Gastroskopi, enteroskopi, ve çift balonlu enteroskopi tanı için çok değerlidir. Tümörün yerini belirlemede ve doku parçası alarak patolojik tanı koymak için sıklıkla tercih edilien yöntemlerdir.

Görüntüleme yöntemleri (Radyolojik yöntemler)

İnce bağırsağın renkli filmi (pasaj grafisi – Enteroklizis), enterografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans enterografi gibi görüntüleme yöntemleri tanı için değerlidir.

Kapsül endoskopisi:

Hastaya bir kapsül yutturularak sinirim kanalı değerlendirilir. Kapsül ince bağırsaklardan geçerken çok sayıda film alınarak tanı konulabilir.

Diğer yöntemler:

Buna ek olarak sintigrafi, pozitron emisyon tomografisi (PET CT), anjiografi gibi yöntemlerden de yararlanılabilinir.

İnce bağırsakta görülen kanser (adenokanser) sıklıkla on iki parmak bağırsağı denilen duodenum bölgesinde yerleşebilir. Daha az sıklıkta ince bağırsağın jejenum ve ileum bölgelerinde de kanser gelişebilir.

İnce bağırsak adenokanserleri bazı ailesel kalıtım yolu ile geçen hastalıkların zemininde gelişebileceği gibi (ailevi polipozis sendromlarında – FAP - Gardner sendromu, Peutz-Jeghers sendromu vb.) ince bağırsakların iltihabi hastalığı olan Crohn hastalığı zemininde de gelişebilir.

İnce barsak adenokanserleri genelde duvar içinde yayılarak çepeçevre bağırsağı tıkayabilirler (bağırsakta tıkanıklık). Buna ek bağırsakta kitle yaparak bası oluşturabilirler.

İnce bağırsak kanserleri malesef hızlı yayılım gösterebilirler. Kısa zamanda çevredeki lenf bezlerine ve karaciğere yayılabilirler. Bazende karın içini kaplayan zarı –peritonu tutabilirler. Karın zarı içindeki yayılımı peritoneyal karsinomatoza neden olabilir.

İnce bağırsak kanserindeki belirti ve bulgular nelerdir?

Hastada gizli kan kaybı nedeni ile demir eksikliği anemisi – kansızlık ortaya çıkabilir. Genelde kanserlerin yerleştiği yere göre karın ağrısı, bulantı, kusma ve sarılık görülebilir. Buna ek olarak tıkanıklığa bağlı olarak bağırsak seslerinde artış, karında şişkinlik (distansiyon), kilo kaybı ve tekrarlayan bağırsak tıkanıklık (ileus / subileus) atakları görülebilir.

Sinsi bir hastalıktır. Şikayetlerin ortaya çıkması ile tanı koyulması arasında ortalama geçen süre 3-16 ay arasında değişebilir. Bazı hastalarda daha önce hiçbir şikayet olmadan aniden ortaya çıkan bir bağırsak tıkanıklığa tablosu ile hastaneye müracaat edebilir.

İnce bağırsak kanserinde (adenokanser) tedavi

İnce barsak adenokanserlerinin tedavisi tümörün ameliyat ile (cerrahi olarak) çıkarılmasıdır. Kanserli bağırsak bölgesi ile birlikte etraftaki lenf bezlerinin de temiz (sağlam) cerrahi sınırla çıkarılması gerekir. Daha sonra bağırsak devamlılığı sağlanarak hasta eskiden olduğu gibi yeme ve içmesine devam edebilir.

Çıkarılan parçanın patolojik – mikroskobik değerlendirilmesi sonucunda gelecek rapora göre belki ek tedavi – kemoterapi gerekebilir.